29 Mart 2010 Pazartesi

Beşiktaş - Eskişehirspor

Hava güzelse ve tribünler dolmuşsa ben de otobüsün olayım Mülayim ! Özlemişiz baharı gevşedi gönül yayları . Bir maç günü hava nasıl olsun anketini 100 kişiye sorsak Erol Evgin aynen şunu derdi ; ''92 kişi Güneşli ve açık dedi'' ! Erken saatlerde semt olmuş açık hava meyhanesi , çektik bir kaldırım oturduk biramızla ve birtarafımızla sıcağa . Yanıbaşımda ise aynı yastığa baş koymaya hazırlandığım Beşiktaş ile bu gönülde at başı giden yârim . Bir maçlık numaralı biletlerimiz cebimizde uzun ip belimizde biz gideriz umuda hey umudaaa ! Bunca yıldır Federasyona ettiğim küfürlerden bir tanesini geri alıyorum , bana bu biletleri getiren arkadaşıma da buradan teşekkür ediyorum . Bekliyoruz maçı , bira sonrası maç öncesi elde plastik bardak içinde sıkışmış bir adam ; adı Jack Daniel's . Muhabbet baldan da tatlı koladan da . Lıkır lıkır içiyoruz semt kokusunu , sınıf sınıf çekiyoruz içimize Beşiktaş'ı . Hareket vakti geliyor ve arma peşindeki binlerce hikayeden biri başlıyor . Ölmeden önce yapılması gereken 100 şeyden biri ; Ağaçlı yolda İnönü Stadı'na yürümek . Sol taraf Osmanlı tarih kitaplarından fırlama , sağ taraf Atatürk'ü bol yaşasın Cumhuriyet , önümüz İnönü arkamız semt kafa güzel , muhabbet süper , her taraf kalabalık , etraf siyah beyaz , amaç belli geliyorum Beşiktaş tut elimi !

Girerken turnikeden Güner Ümit aklıma geliyor , aranıyorum . Fevzi Çakmak avuç içinde bozuk paralar hemen yanında aynı cephede . Yerimi buluyorum , burası evim ama bugünlük misafir odasında kalacağım . Odam karşıda göz kırpıyor öbür haftaya . Kadroları görüyorum Toraman'a seviniyorum . Derken maç başlıyor erken gol buluyor . Baş rolde 7 sene önce Yasin Sülün'e tekme & yumruk atan adam , günahım kadar sevmem . 0-2 ; bizim Ümit'ler Karan'lık . Penaltı mı diyorum sevdiceğimi tutmadığım elimden yazdığım mesajda ; cevap televizyon başından geliyor = penaltı . Hakeme edilen küfürlerim geriye , Büyük Mustafa önümüzde gözümüz üstünde . Sanırım 30. dakikaydı bir el-kol yapıyor mevkiler değişiyor . Sonrası baskı , dirayet , kararlılık , azim , istek ve Matrix ! Seçilmiş adam o kadar çok ki ; hepsi siyah beyaz . Karakartallar gibi saldırıyorlar . Biz zıplamaktan bağırmaktan kendimizi paralamaktan Ernst kadar yoruluyoruz , müthiş bir geri dönüş , enfes bir maç , uzun zaman unutulmayacak bir sahne . 3 tane atıyorlar bizim fiyakalı çocuklar , 33 tane kaçırıyorlar . Hele Serdar Özkan denen sonradan girme var ki ; maç eğer 3-3 bitseydi Pinhani ile birlikte dalacaktık ona ; Hele Bi Gel misali ! Parantezlerin en güzelinin öznesi Rüştü , 0-3 olmadıysa ispatladı Rüştü'nü , ben bile ilk kez sepet diye bağırmadım bağıramadım . Ses gitti , yapı paydos . İlker Yasin'e inat Yap Rüştü yap , yapma değil Avrupa ! Fink kaç pozisyona girdi karşı karşıya sayan varsa ayan beyan açıklasın , Serdar at Fink'e , Ekrem at Fink'e . Geçen hafta Kasımpaşa maçında oynamadı geri dönüşüm kutusunu boşaltılar . Bu hafta Necip'in tecrübesizliği üzerinden Mustafa Denizli'ye ince bir çalım atmıştır , anlarsa tabi Büyük Rakı ... pardon Mustafa ! Yanlış anlaşılmasın beyazlayan saçlarının her telinden öpüyorum bu adamı , her yerinden öpüyorum hatta susadım Çeşme'ye gidiyorum . Bobo ilk 11'e girdi gireli ligde 11 gole ulaştı , 11 altın adam yarışması vardı bir aralar , benim gönlümde ilk 10 adamdan 1'i kendisi . Onun gol sevinçleri üzerine sevinç gözyaşlarımla bir şeyler karalamak vardı ama kelimeler kıfayetsiz kalır maalesef . Ve sona bıraktım seni Holosko , bodozlama Holosko , bir türlü pişemeyen Holosko , en güzel sevinen ve dövünen adam Holosko ; maçı kazandıran golü ve bu gönüle yeni bir çentik attın . Ne denir ki sana koş Dünya Kupasına !

Bu maçta emeği geçen tüm kahramanlara ; Rıza Çalımbay başta olmak üzere , Rüştü'ye , Ümit Karan'dan Nihat'a , beni maça getiren taksiye , Toraman'dan Sezer'e , Sezar , Roma ve Brütüs'e , oyunu çirkinleştirmeyenlere , ayakta mücadele edenlere , Jack Abi'ye , Tekel Bayi'ye , hakem ve gözlemciye , maçtan önce yemek yediğim gözlemeciye , sevdiceğime , bir o kadar sevdiğim ve numaralıda numara yapmadan oturmamı sağlayan Altuğ , Tolga ve eşine , Doğan'a , Doğan görünümlü şahin Barış'a , kuzenim Erkin'e ve hiç görmediğim kardeşine , Kırmızı Şimşekler'e , fazla küfür etmediklerine , stadı karnaval yerine çevirdiklerine ve bu tabloyla kapalı tribünün bittiğini bana bir kez daha gösterdiklerine , sakatlanan Ferrari'ye yolda gördüğüm Porsche'ye , Karşılıksız Çek Sivok'a , hayatının ortasında hayatının ortasını yapan Deli'ye , tribünde deliren her kişiye , bize ölümsüz bir maç seyrettiren malzemecisinden yöneticisine herkese ... Teşekkürler ...

1 yorum:

Ekrem dedi ki...

ben de ne zaman yazacaksın diye bekliyordum. yine keyifli, o anları tekrar yaşatan muhteşem bir yazı. ellerine sağlık.