Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2011 Çarşamba

Arda ve Top Ağlar da, Ağlarsa Anama Ağlar Gerisi Gönül Alma...



Parmaklasana parmaklasana...
Canın gibi sevdiğin ve a-it olduğun güruhun
O an için it olduğunu düşünmek...
Nasıl bir iğrenç düşünce ürünüdür ki,
Parmaklasana derler, isim de vererek?
Ülkenin tek gözbebeği futbolcusunu kız arkadaşından (bel altı)
Didiklemeye çalışmak.
Farklı olduğunu iddia edip, edep nedir bilmeyenler...
İçimden çimdiklesene çimdiklesene
Diyordum kabus olsun, ama böyle rezillik olmaz olsun!

Geçti aradan koca bir sene, ak düştü saçlara bu sene.
Yine bir Galatasaray maçı, yine bir amacımız yok ve
Yine karşımızda ülkenin tek gözbebeği futbolcusu.
Kız arkadaşıyla aynen devam bu arada, Allah tamamına erdirsin.
Geçen seneden tek fark; medya canavarı tarafından yukarıya çıkanı
Alaşağı etme durumu tavan yapmış.
Arda Turan'ın ne yatak odası kalmış ne de küfürlü ağzı!
Gitti deniyor, neden sakat deniyor,
Kırmızı pantalonuna laf ediliyor.
Arabası, arkadaşları, kız arkadaşının dizideki kuralları,
Saçı, başı giydiği, oynadığı, oynamadığı herşey sorgulanıyor.
En son videosu da çıktı konulu, tam oldu!
Çocuk da gitmek istiyor elbette, ne işi var bu memlekette?
Gitsin mi gitmesin mi diye referandum yapsalar
Seçim otobüsü yapıp ''Git kendini çok sevdirmeden'' pankartı açardım!

Neyse gelelim asıl meseleye, dönelim kendi içimize...
Bu tribün güzel bir tribündür, eğriye eğri doğruya doğru değil.
Diktir, dimdiktir hem de.
Hata yapar mı? Âlasını yapar.
Yanlışın içinde bulunduğu oldu mu? Saymakla bitmez.
Ama özü iyidir, altyapı sağlamdır, abiler hayattadır.
'Youtube çıktı tribün bozuldu' belki ama,
Bozulmayanlar da vardır, fiyakadır.
Mertliktir, dürüstlüktür, erdemliktir...
Yapar yapacağını, alır gönlünü, farkını koyar ortaya.
Sonra kim ne alır o mesajdan ilgilenmez, bakar dalgasına...
Görev belli bu sefer, Arda Turan.
Medyanın özne olduğu güzel bir tezahürat aklıma geliyor,
Daha iyisi elbet çıkar, ama geçen senenin ayıbı da
Anca böyle bir gönül almakla çıkar...
Ben kendi adıma bekleyeceğim,
Bu tribün güzel tribün, efsaneliğini yitirmiş midir diye?
Acaba yine,yeni ve yeniden a-it olduğum tribün bu mu diye?
Ve Arda Turan gibi bundan sonra ön plana çıkacak olan değerleri
Medyaya yem etmemek adına koruyacak mı diye bekleyeceğim...
Ben kendi adıma bekleyeceğim...
Ve birilerinin artık takkeyi önüne değil
Kıçına sokmaları gerektiğini anlayana kadar bekleyeceğim...

4 Ocak 2011 Salı

İki Kazım da Galatasaray'da!!!



Önce Gökhan Zan'netmişlerdi, olmadı. Sonra Serdar Özka(y)na(k) döndüler, zaten olmazdı. Barış Özbek, Ayhan Akman, Cana ve Sabri Sarıoğlu'ndan beklenen yaratıcı özellikler sebebiyle yaradan çarpar adamı, çarpıldılar! Eski Beşiktaş oldu şimdi Galatasaray. Ne kadar elden ayaktan düşmüş yetenek (!) varsa Galatasaray'da. Selçuk Şahin'i de ikna ederlerse bu iş tamam! Nerede Florya'nın o meşhur suyu, nerede o Haldun Üstünel ile kız isteme durumu? Allah sarı kırmızıya gönül vermiş arkadaşlarıma sabır versin demekten başka birşey demek gelmiyor içimden. Forza Adnans diyorum ve çekilyorum. Son lafı söyleme manyağı: ''Bir Kazım'dan daha kötüsü iki Kazım'dır.'' Ve Kazım Kazım Galatasaray'a hayırlara vesile olsun!!!

28 Kasım 2010 Pazar

Guti Guti Pençe...


Guti 1 gol 1 asist, Q7 4 hafta yok, Cenk 4 kurtarış, Iverson 14 sayı, Alen 3 kurşun, maç 1-2, Beşiktaş'ın liderle puan farkı 9. Nasıl bir camiadır ki bu nereden tutsan elinde kalıyor ve nasıl oluyor da bir şekilde galibiyet geliyor? Herşey güzel derken gelen son dakika golü; 20 sene sonra onkolog doktorun Beşiktaşlı mısın sorusuna verilecek mahçup bir evet cevabıdır! Kahır bu takımı tutuyor belli ki. Mehmet Batdal'ı alıp Pino'yu kendi mevkisine çeken Hagi'ye çiçek yolladım. Orta sahayı hatta Lois Saha'yı bize teslim etti, bayrağı çekti. Deplasmanda penaltı verebilen hakemleri seviyorum, Cüneyt Çakır eyyamı düdük yapmıştı, öttürüyordu. Şimdi normale döndü, dönünce devran dönüyor Beşiktaş 8 sene sonra Ali Sami Yen'i yıkıyor. Holosko yine bildiğiniz gibi, sanıyor ki rakibinin içinden geçecek. Rakibinin içinden geçiyor; ''Holosko yine saçmalayacak, bir çeşit kahvaltılık ürün gibi: Top ezme! Nobre'ye gelince top kaleden uzakta, karakola götüresim geliyor ikisini de. ''Komiser bey bu Nobre bu da top, ilişkileri çok ters.'' Barış Özbek'ten başlayıp Sabri'ye kadar 5-6 adam sayarım size İstanbul'un aylık odun ihtiyacını karşılayacak. Galatasaraylı arkadaşlara üzülüyorum Ali Erenler'i Niyaziler'i Adem Dursunlar'ı o güzel forma üstünde canlı izleyen biri olarak. Ali Turan'dan sağ bek olursa Erhan Güven'den sol açık olur! Pozisyonsuz Beşiktaş'ın kendi sahasına kapanması ile Schuter'in oyun sistemi arasında 7 farkı bulun, zaman makinesi ile 1960'a yollayalım sizi. Geçen hafta dediğini yapmayacaksın, yapacaksan demeyeceksin. Deneyeceksin Montaigne gibi, antipatikliği seçmeyeceksin. Haftaya bakalım Bursaspor'un olası bir puan kazanması halinde Şampiyonlar Ligi'nde yediği jeneriklik gollerinden bahsedecek mi? Biz galibiyete sevinelim tedbiri elden bırakmayalım, Beşiktaş kötü, çok kötü. Mücadele very Guti! O kadar, gerisi Batı Yakası Hikayesi! Cenk'i seviyorum kaleci olanını, Neill'i takdir ediyorum Armstrong olmayananı, Ersan'ı uyarıyorum Dadaşlar'a bile küfür ettim ulan! Adnan Polat''Tek rakibimiz artık Kasımpaşa'' desin, taraftarı Bank Asya'dan hesap açsın, biz ise Fernandez'in Beşiktaş Rehabilitasyon Merkezi'nde iyi oynmasını umut edelim. Kaldı 3 maç, 9 puan bu takımı ikinci yarıya özgüvenli taşır. Olası puan kayıpları kan ağlatır, seneye kalır ümitler. Üzerimde forma koyacağım başımı yastığa, uzun zaman sonra güzel bitti bu haftasonu be yaa...

12 Nisan 2010 Pazartesi

Galatasaray Taraftarı Silkin ve Kendine Gel

Bu sene ligimizde (edit by gurbet kartalı) Egemen ve Nonda'dan sonra üçüncü hat-tricki yapan Milan Baros'u tevkif ederek yazıma başlasam Galatasaray taraftarı beni de ıslıklar mı acaba ? Ki ben 30 yaşında olup da hala ıslık çalmayı bilmeyen çemçük ağızlı insanlardan biriyim hem de . Hani diyorum viski ile yıkansam , şampanya ile arınsam bu modeller bana kal der mi ? Yok yok bu fiyatlar bana al desin , daima maç biletleri 20 liradan başlayıversin . Ne olursa olsun herkes gelsin , gelmeyen Mevlana'dan pide yesin ! Yesine nokta komdan mayo aldım mı cevap ; evet , peki neden Galatasaray taraftarı büyük kaptan Arda'sını ağlatmak istemekte ? Arda ağlar da ele ne geçer o muamma ! Pankart ters açılınca total futbola değil kaosa yardım edilir , Jo protesto edilirse Haldun Üstünel üzülür . Ne yani Sivasspor'un 2 puan üstünde mi Galatasaray ? Kolay fikstürünü 3 puanla doldursun önümüzdeki sene , Barcelona'yı seyrettirecek bu kadro sizlere Ali Sami Yen'de , Aslantepe'de . Rakip doğunun Paris'i , Hilton'da kalmışlar maç öncesi , bundan iyisi Şamdak Ayısı ! Destek ol işte , ıslığı rakibe geçince top üzerinden öttür , çağır bir kez rica et ; isim değil cisim istiyoruz bizler inandık siz de inanın lan de . Lan deme ayıp ! Kolayını yapmaksa olay , santrayla birlikte lay lay lay ! 5 dakikalık sessiz kalmaksa mesele , mesele o değil mesele . Mesele her neyse ... (Ezel başladı)

29 Mart 2010 Pazartesi

Galatasaray - Fenerbahçe

- Dünyanın en büyük derbisi diyorlar her yerde , gerçekten böyle mi bu ?
- Galatasaray - Fenerbahçe derbisi bırakın en büyük derbiyi , dünyada ilk 20'ye bile giremez . Ne maçlar var , ne mücadeleler , bizimkisi bu kaliteyle hiç bir şey ifade etmiyor ...

Soru bölümü bir arkadaşıma cevap bölümü ise Okay Karacan'a ait cümleler bunlar . Bundan 2 hafta önce Florya'da bir dernekte kendisiyle tanışma fırsatı buldum ve bu oyunun en güzel adamlarından birinin ağzından bu sözleri duydum . Duydum ki unutmamışım aklıma geldi dün akşam . Olmayan kalitesi , ne idüğü belirsiz mücadelesi , seyir zevkine hitap etmeyen görüntüsü ve artan (! ) marka değerinin vücut bulmasıyla da Okay Karacan abinin kulaklarını çınlattım . Herhalde dün akşam herhangi bir beklentisi olanlar 15. dakikada televizyona bakmaktan vazgeçmişlerdir . Yoksa ne gol , ne güzel bir-iki hareket , ne de pozisyon vardı . Ha gol vardı o da golse . Fenerbahçe'nin artık klasikleşen Galatasaray golleri bunlar . Galatasaray Fenerbahçe'yi en kötü halinde bulsa en fazla 1-0 yenebilirken tam tersi durumda 4-0 , 4-1 ve 6-0 sonuçlarını çok iyi hatırlıyoruz . Basiret bağlanması böyle birşey olmalı . Ben küçükken 5 sene boyunca Fenerbahçe'nin bizi ligde yenememesinin tadını o zaman çıkarırken , bedelini geçen senelerde ödeyeceiğimi bilmiyordum . Elbet istikrarlı Fenerbahçe galibiyetleri alacaktır Galatasaray , merak etmesinler denge ister istemez kurulacaktır .

Oyuna geçip kendi canımı sıkmak istemem , sadece terbiyesizliğini g.tüyle gösteren bir adama değinip bitireceğim . Lefter veya Metin Oktay nasıl olunuyor reçetesi her tribüncünün gönlünde yazılıdır . Bilen bilir . Peki Volkan Demirel nasıl olunur diye sorsam herhalde Fatih Altaylı'nın yıllardır yazılarının altındaki cümleye göz kırpmış olurum . Unutulmaması gereken ; rakibe saygı bir kupadan da önemlidir , bir sinekten de !

Not : Cennet 3 gündür alkış kıyamet . Ne mutlu böyle ölüme ve geride bıraktığı ailesine ...

22 Mart 2010 Pazartesi

Acınız Acımızdır ...


Başta Galatasaray Spor Kulübü olmak üzere futbolumuzun başı sağolsun . Özhan Canaydın'ın ailesine ve sevenlerine sabırlar dilerim ...

18 Mart 2010 Perşembe

Yakıştı ...

(...) Galatasaray A.Ş.'nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 100.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına , (...)

Dünya derbisi seyircili olsun yeter ki ne önemi var insan hayatının değil mi !

17 Mart 2010 Çarşamba

Alen'i Kasıt Var , Nefret Ceza'dan Da Eskidir !


Tribün terörü

Diğer tribünleri ve liderlerini bilmem ama bu ülkedeki en naif adamlardan biridir Alen . Neye karışmış , ne kadar para-bilet vebenzeri karaborsaya karışmış umurumda değil . Ben suratından aldığım intibadan bahsediyorum . At hırsızını da anlarsınız bir bakışta cami yaptıranı da ! Alen küfürü engelleyen , olay çıkmasını istemeyen , karşı tribünden çok kendi takım ve kutusuyla ilgilenen bir adamdır . Münferit değil bilhakis tüm tribünden sorumludur . Lütfeni bol allahaşkınası çoktur . Bilen bilir , daha iyi bilen daha da anlatsın herkes öğrensin . Ancak Alen hala cezalı ! Ne yapmış , ne kabahati var ben çözemedim . Çözen beri gelsin ! Tribün temizleme operasyonunda beni cezalandırmayacaklardı herhalde , en bilineni , en tanınanı ve en göz önünde olanı al , olay kapansın . Türkiye burası yapmıştır birşeyler nasıl olsa değil mi ? 116 gün olmuş cezasında . Şimdi görüyorumki Galatasaray kapalısında kasti ve Alen'i bir suç işlenmiş ; ceza ? Bence ilk maçtaki yardımcı hakemin 9 dikişine sayarlar bunu da oynatırlar bol seyircili , küfürlü ve meşaketli ! Medya sonra ne yazar ? İnsanlar ne konuşur ? Seyircisiz dünya (!) derbisi olur mu ? Olmaz . Peki münferitten hallice ceza gelirse ne olur ? Orasını da Galatasaray'ın kazma karşıtı yöneticileri düşünsün . Nefret tohumlarının bedeli ceza olmuyorsa yapacak birşey yok , bedelini sarhoşlar , masumlar ve çocuklar öder nasıl olsa . Can alınana kadar ceza olmazsa derim ki ben ; unutmayın NEFRET CEZA'DAN DA ESKİDİR !!!

8 Mart 2010 Pazartesi

O Onu Unutmuyor Bu Bunu ! Ne Olacak Bunun Sonu ?



Eskişehir'de bu akşam bir maç oynanacak . Plakası 34 olan bir takım İç Anadolu'ya konuk olacak . Fotoğraflar UNUTMADIK başlığı altında Eskişehir forumlarından . İstanbul'da taşlanan otobüslerinin resimleri . Olası bir intikam devinimi bekleniyor . Önlem alan var mı , taraftar forumlarını okuyan var mı ya da yotube'da İntikam Alacağız başlığı altında yer alan videolardan haberi olan var mı , bilmiyorum . Ancak potansiyel Bizans düşmanlığının nerelere kadar uzanacağını anlamak ve sporda şiddeti önlemek için bir-iki can feda edecek miyiz , evet edeceğiz işte onu çok iyi biliyorum . Gidişat kötü , bir şehir kendi takımına sahip çıkarken Türk misafirperverliğini , Anadolu insanı efendiliğini unutalı çok oldu . Bari olay çıkmasın iyimserliğinden vazgeçeli de aynı şekilde . Olaylar olur , yaşanır , birileri yaralanır . Sonra Eskişehir İstanbul'a gelir aynısından hallice , al sana Felluce ! Bu böyle sürer gider . Ne zamana kadar ? Zurnanın bile zırt demekten çekindiği yer , işte o zaman ! Taş , pet şişe , yumruk ve döner bıçaklarının değil sağduyunun galip geldiği maçları görmek dileğiyle ...

Not : Bu yazıyı yazarken şunu gördüm , görmez olaydım !

22 Şubat 2010 Pazartesi

Metin Oktay'a Küfür Etmeyen İbnedir !


Pazar akşamı 9 sularında kapattım kontağı.
Ne sayılmayan golün tekrarını izledim televizyonlardan .
Ki kapalıda tam çizgideydim pozisyonda ; bana göre gol !
Ne de blogları okuma fırsatım oldu .
Keyif kaçar ya hani hevesi de yanına alıp .
Benimkisi aynen yengen !
Maç öncesi Sinem Kobal'ı cümle içinde kullanıp
Türkiye'nin gözbebeği bir futbolcuyu
Alaşağı etmeye çalışanları duydum .
Bir de rakip kulübün ölümsüz kurucusuna edien küfürü .
Ha neyin çocuğu olduğuna karar verilen
Bir avuç sarı kırmızılı da var tabi deplasman tribününde .
Tek dayanak , son barikat ve sığınılacak limandı kapalı .
Ama artık bu gönül ona kapalı !
Yeşil çimlerdeki başarısızlığa rağmen
Çok güzel hareketler bunlar dedirtecek övünç kaynağıydı .
Benim için Pazar akşamı içi boşaldı .
Evindeki masturbasyonu kutuya taşıyanların olduğu ,
Ağzından salyalar akıtarak akıl tutulmasıyla küfür edenleri ,
90 dakika stada hakim olamayanların sette olduğu
Ve ilk defa Açık Tribünün bile kaale bile almadığı
Bir ortamda yaşandı herşey .
Ben bir Galatasaraylı olsam Baba Hakkı'ya küfür ederdim .
Şeref Bey'e şerefsiz derdim .
Haketti çünkü bu güruh bunu !
Utanmadan sıkılmadan en iğrenç söylemdir bu .
Gerizekalıların bie anlayacağı birşey bu .
Ama kutu bu boru mu !
Sıra Metin Oktay'da beyler haydi ...
Boşaldı içi , kustu rahatladı .
Artık ne Beşiktaş'ın önemi var ne de tribünün .
Nasıl bakarım ben Galatasaraylı bir arkadaşımın suratına .
Ne derim nasıl özür dilerim nasıl rahatlatırım vicdanımı .
100 tane salak yüzünden ömür boyu sürecek bir utanç
Nasıl unutulur ?
Kendi adıma Pazar günü bir devrin kapandığına şahit oldum .
Efsane Maraton misali bitti artık efsane çArşı !
Başkanın temiz ellerine sağlık olsun .
Temizlemiş pürüpak olmuşuz , kutlu olsun ...

27 Ocak 2010 Çarşamba

21 Ocak 2010 Perşembe

Jooooooooooo ... Hayıııııııııııııııırr !


JO'k artık yaaa .
IN HALDUN WE OHAAA !

Biz uğraşalım bir koca kafalıyla ...
Millet Premier Ligi ayağımıza getirsin anında .
Hem de Spor Max değil sarı kırmızı babında ...
Fink , Sivok , Tello , Delgado hepsini topla
Bir tane Kewell eder mi bilmiyorum valla .
Baros , Jo ve Nonda
Eşit midir Nobre , Bobo , Holosko ve Batuhan'a ?
22 bin kişiyle camiayı nitelendiren kafa
Koca bir kafa zihniyetten yoksun temizlik peşinde hala
Rakip güçlensin takım kursun adı rüya
Kongrenin sonucu kangrenle sonuçlanacak valla
Düşünülecekse abarttığım sadece şu cümleyi hatırla ;

''Sen git Küçük Ahmet ile oyna''

Oyna da oyna kafana göre oyna koca kafa ...
Biri neyle oynuyor diğeri iş bitirici yönetici sıfatıyla !
EL elden ÜSTÜN müdür acaba
Offff , canım sıkıldı a.q yaaaaaaa ...

14 Ocak 2010 Perşembe

Gökhan Zan > Lucas Neill

''Lucas Neill tanınmayan bir oyuncu değil. İngiltere Ligi’ni ucundan, kenarından takip eden herkes genç yaşında Milwall ve Blackburn Rovers’da nasıl olduğunu, sonra kısa West Ham macerasını bilir. Son olarak da Everton tabii ki. Bu sürede onun çok iyi bir sezonunu hatırlayan var mı? Sene başında ona bonservis ödenmiyor . Şimdi bundan tam 6 ay sonra Lucas Neill için Everton kulübüne bonservis verecekler . Benim futbol değerlendirmem önemli olmayabilir. Ben Lucas Neill’in, Türkiye’nin en sıradan stoperi kim ise onun kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Başkası başka türlü düşünebilir. Zaman bize gerçeği gösterecektir. Zaten mesele bu değildir. Franck Rijkaard onunla ilgili bir plan yapmış, ondan başka bir şey çıkarma işine girişmiş olabilir. Patron Franck Rijkaard’sa saygıyla karşılamak gerekir.''

Bilin bakalım bu sözlerin sahibi sizce kim olabilir ?

9 Ocak 2010 Cumartesi

Mayıslar Hepimizin ...


Blog aleminde 3 gündür süregelen ve Galatasaray eksenli devam eden bir tartışma yaşanıyor . EkşiBeşiktaş sitesinden Jessie'nin Şaibesaray / Galatasaray yazısının ardından kişisel düşüncelerimi belirttiğim Galatasaray'dan Nefret Ediyorum postu üzerine güzel bir Galatasaraylı olduğu her halinden belli olan Mayıslar blogu sahibi Ata cevap niteliğinde bir yazı girdi . Bu üç site arasında dolanan yorum yazı ve post üçgeninde kirlenmek kaçınılmazdı ve asıl söylenmek istenen - dikkat çekmek istenen sanırım hala anlaşılamadı . ''Önce kendinize bakın'' minvalinden hareketle başlanan ilk cümlelerin sonu ''3. büyüksünüz siz lan''a kadar gidince birşeyler eklemek ve konuyu etraflıca açmak farz oldu . Üstüne bir de Ata'nın postunun yorum bölümünde birebir beni muhatap almasıyla birlikte Çölaşan - Melih münakaşası kadar olmasa da tatlı bir Hıncal - Haşmet sohbetine yol açıldı .

Öncelikle vereceğim linkler ve yararlandığım kaynaklara olan inancınızı sorgulamak haddime değildir ancak sizlerin de benim kişisel fikirlerimi değiştirmek adına seviyeyi düşürmenize müsaade etmeyeceğimi bilmenizi isterim . Sonuçta insanız , inandığımız şeyler üzerine yaşıyoruz , nefes alıyoruz , tercihler - hatalar yapıyoruz ve üzerine kafa yoruyoruz . Ben ne kadar Beşiktaşlı isem bir o kadar da Galatasaraylı'nın olması hoşuma gidiyor zira taraf olmanın kaçınılmaz sonu ile farklı olmanın güzel tadını da bu şekilde çıkarıyoruz . Ben yazayım düşüncelerimi üstüne konuşacak bir çok şeyimiz olacaktır zaten ...

Galatasaray'ı sevmemenin ilk sebebi henüz 7 yaşımdayken çocuksu sevinçlerimin içinde bulunduğu ve Ergun Gürsoy tarafından Malatya yollarına düşen Doğan marka arabalardır . Sonraları anlayacağım şey o zamanlar araba almanın mümkün olmadığı ve insanların dört teker için sıraya girmeleridir . Özal dönemi zenginlerinden Ergün Gürsoy beyefendinin Galatasaray gibi özel bir camia içinde (lise kültürü - elit kesim) varolma fırsatıymış da haberim yokmuş . Neyse gazeteci ağzıyla konuşmak istemiyorum bütünüyle duygularımdır anlatacaklarım . Dün gibi hatırlıyorum 2 hafta öncesinden bayramlık formalarımla uyuduğumu ve sonra acı gerçekle siyah beyaz masumiyetimin soyulduğunu ! Şampiyonluk kutlamaları sırasında o zamanlar tabutlar modaydı . Kim en önde tamamladıysa ligi çekiştiği takımın renklerinden oluşan bir tabut yaptırıp sokak sokak dolaştırırdı . Bizim mahallenin önünden geçmişti de benim duygularımı içine koymuşum o tabutun , İyi Bilirdik denilince anladım . Biz iyi kaldık da bu işlerde iyi olmanın acısını çekmenin kötülüğünü sonra sonra öğrendik . Bu konuda vereceğim linkleri bilgilerinize arz ederim ;

Beşiktaş - Denizlispor : 1-1

Soyunma Odasında Atlara Yapılan İğneler Vardı !

Malatyalı Şeyhmuz ve Eren'in Açıklamaları

Ata ; yazıma istinaden belirttiğin yorumlarda doping iğnelerini yukarıdaki linkten anlamışsındır umarım . Ali Tanrıyar'ın ''Seni Sevmeyen Ölsün'' lafına kızmadım ki ben yanlış anlaşılmış sanırım , sadece kendi ölümümü o şarkı sözleriyle anlattım . Aynı şarkının sözleri değiştirilmiş haliyle söylenişini tüm Beşiktaşlılar bilir , ben o kısım ile ilgiliyim . Ayrıca basketboldaki mevzuyu da hiç duymadığını belirtmişsin . Eyvallah . Ben bir paragraf sunayım senin nezdinde herkese . İçinden kışkırtıcı cümleleri çıkararak ve tahrik edici kelimeleri alıp tarafsız bir yazı gibi bakarak yayınlayayım . Tüm yazı için de bir kaynak belirteyim ; Tribün Dergi .

Yıl 1987 . Galatasaray basketbol takımı . Ligdeki bütün takımlar tek yabancı ile oynuyor . Galatasaray’ın kadrosunda oynayan dört isim : - Izic , Michael Sceorse , Paul Dawkins , Calvin - . Biri hariç diğerleri Türk vatandaşı yapılıvermiş , basketbol şube sorumlusunca . Yıllarca şampiyon olamamışlar basketbolda da . Her şampiyonluk için . Kurallar delik deşik edilmiş . Basketbol federasyonu çaresiz . Diğer kulüpler itiraz ediyor ama işi kitabına uydurmuşlar . Ve çaresizlikle bir sonraki sene için yeni bir kural koyuveriyorlar (Sahaya çıkan 10 kişilik kadroda Türk Milli takımında oynamaya haiz en az 9 oyuncu bulunma zorunlulugu getiriyorlar) . Ömer Büyükaycan’ı taransfer etmiş o sezon Galatasaray inanilmaz şekilde . Ömer Büyükaycan’ın transferi mümkün değil . Ancak bir kural var enteresan : “Eğitim dolayısıyla “istediği okulun takımına serbestçe transfer olabiliyor oyuncu . O zamanki Galatasaray basketbol şube sorumlusu buluyor yolunu , Ankara`da “Ayşe Abla Spor Kulübü” diye bir kulüpten lisans çıkarıyor Büyükaycan , “Ayşe Abla Spor Kulübü”.... dalga geçermiş gibi fütursuzca . Tesadüf bu ya, kısa bir süre sonra, “Ayşe Abla Spor Kulübü” olağanüstü kongreye gidiyor ve kongresinde aldığı olağanüstü bir kararla , Galatasaray kulübüyle birleşmeyi kararlaştırıyor . Böylece Ömer Büyükaycan Galatasaraylı oluveriyor . Bak şu Allah’ın işine ! O sene Beşiktaş basketbola büyük yatırım yapmış . İyi bir kadro kurmuş . Efe Aydan, Erman Kunter Besiktaş’ta forma giyiyorlar . Ve Beşiktaş-Galatasaray finale kalıyor sonunda . Galatasaray basketbol şubesi yoneticisi , işini sağlama alıyor ve Beşiktaş’ın tek ABD’ lisi James Bullock`a 10 Bin Dolar veriyor, satın alıyor Amerikalıyı . James Bullock aldığı paranın hakkını veriyor, ilk final maçında sahada kavga çıkarıyor ama sadece tek maç ceza alacağını biliyor, ne olur ne olmaz diye sahadan atıldıktan sonra sağa sola saldırıyor ve 2 maç ceza alıyor . Yabancısız Beşiktaş, bol “Türkleştirilmiş” yabancılı Galatasaray`a boyun eğiyor ve Galatasaray şampiyon oluyor . (Bu olay daha sonraları bütün açıklığıyla, Ahmet Kurt`un yayın yönetmenliğini yaptığı “Basket” dergisinde yayınlanan bir roportajda rahmetli Aydan Siyavuş tarafından bütün açıklığıyla anlatılıyor) . Hatırladınız mı o meşhur basketbol şubesi yöneticisini ? Hatırlayamadıysanız adı FARUK SÜREN . Başkanlık yaptı Galatasaray`da . O sene şampiyon olan Galatasaray takımı kaptanı TURGAY DEMİREL ise şu anki Basketbol Federasyon başkanımızdan başkası değil .

Olaylar ihtilalin etkisinden çabuk sıyrılmaya çalışan 1990 öncesi kötü Türkiye'nin sevimsiz hadiseleri . Herkes değişim peşinde , yeni bir toplum oluşma sürecinde . Bizim sosyolojik olgulara tepki verme meselemiz sadece sokaktaki misket üzerinden ve koşturduğumuz top peşinden . Herkesin bir sevdiği vardı benimkisi mahalleden ilk aşkım Hüma ile Beşiktaş'tı . Ardından gelen 3 sene üstüste şampiyonlukla düzelen psikolojik yapımız yine bir tanıdık renk ile karşılaşınca bozulan dengemiz ! Hoşgeldin dejavu ... Bu sefer ergen sivilcelerine bırakılmış değişimin ilk işaretleri , yavaş yavaş sevdamızın peşinden stad tecrübeleri , daha çok bağlandığını hissetme hadisesi ve dördüncü şampiyonluğun tatlı hayali . Hey hat yeni kahraman Adnan Polat ! Hani tribünleri ayıran , sevmiyoruz seni pankartı açılan . 3 hafta kala ve büyük derbi öncesi ligden düşmesi kesinleşen Konyaspor ile oynar Galatasaray kendi evinde ve 5-0 kazanır . Hakemimiz tezahüratlarımıza başrol olan meşhur Vahap Beyaz'dır ama o gün kararır zira Konyaspor 9 kişi ile maçı tamamlamıştır . Buna rağmen Konyaspor takımını teşvik primi almak ile suçlayacaktır Galatasaray camiası . Üstüne de Beşiktaş'ın rakibi Kocaelispor'un teknik direktörü Güvenç Kurtar'ın 2 gün İstanbul'da kaldığını iddia edecektir . Olsun önemi yoktur hatta bu yazdıklarımın da geçerliliği yoktur . Sonucu belli bir film gibi yaşanacak olayların en önemli tarafına dikkat çekmek istiyorum esasında . Yoksa Galatasaray bir çentik daha atmıştır şampiyonluk sayısına , bir kez daha mutlu olacaktır doyasıya . Söylemek istediğim şey çok iyi hatırladığım ve tam kelimesi kelimesine yazayım diye de internetten araştırdığım bir diyalogtur .

Son hafta aynı puan ve -/+2 averaj sözkonusu Beşiktaş aleyhine . Galatasaray deplasmanda Ankaragücü , Beşiktaş ise kendi evinde Genlerbirliği ile karşılaşacaktır . 25 Mayıs günü Gençlerbirliği’nde büyük bir deprem yaşanır . Başkan Cavcav , Beşiktaş maçı öncesi ikinci kaleci Kazım ve Kemalettin’i teknik direktöre saygısızlık etmeleri , Hayrettin’i ise seyircilere çirkin hareketler yapması sebebiyle kadro dışı bıraktığını açıklar . Takımın ilk kalecisi Goran’ın kırmızı kart cezası sebebiyle Beşiktaş maçında kale üçüncü kaleci Levent’e kalmıştır . Ertesi günü Adnan Polat , “Bu lekeyi temizlemeleri lazım” diyerek Beşiktaş’ı yaylım ateşine tutar ve şöyle der ;

“Şike ve teşvik primi kokuları alıyoruz. Bu lig şaibelidir. Beşiktaş şampiyon olursa lekeli bir şampiyonluk kazanmış olacak. Ben zaten bu saatten sonra böyle lekeli bir ligin şampiyonluğunu olmak istemem. Beşiktaş şampiyon olursa bundan önceki şampiyonluklarına da gölge düşer, 6 şampiyonluğu da şüpheli hale gelir. Bir kaç gündür duyduklarım sebebiyle Türkiye’de futboldan nefret ettim. Kazım, Hayrettin ve Kemalettin komik nedenlerle kadro dışı kaldılar. Bu üç futbolcunun kadro dışı bırakılmasının kamuoyuna açıklanması gereken geçerli bir nedeni olması lazım. Bu adamlara birisi bir şey mi teklif etti? Bu adamlar birisiyle anlaşmaya mı girdi? Ne olduğunu bilmek istiyoruz . Beşiktaş son beş yılda Gençlerbirliği’ni sadece bir kez yenebilmiş. Şimdi Beşiktaşlı futbolcular Gençlerbirliği’ne 8–10 gol atacaklarını söylüyorlar. Bunu neye güvenerek söylüyorlar? Gerçekten Beşiktaş çıkıp maçı 10–0 kazansa bile bir şaibe konuldu. Bunun üstüne bir çamur atıldı . Galatasaraylı taraftarlardan yüzlerce telefon geliyor, sessiz kalmamamızı istiyorlar. Artık bu iş sporu aştı, biz Ankaragücü’nü 1–0 yenersek Beşiktaş’ın 3–0 kazanması gerekiyor. Bu şaibeler altında Beşiktaş şampiyon olacaksa bizim söyleyecek bir şeyimiz yok. Böyle bir kupayı kabul ediyorlarsa alsınlar, biz öyle kupa istemiyoruz. Neden Türk futbolu ilerlemiyor diye konuşmamamız lazım, olay ortada . Galatasaray mertçe çıkar, futbolunu oynar. Kazanırsak kazanırız, kaybedersek kaybederiz. Hiç Galatasaray’la ilgili bir dedikodu duydunuz mu? Bizim Ankaragücü’ne karşı zaten belirli bir üstünlüğümüz var. Beşiktaş artık çok güç durumda. Maçı 8–0 kazansalar bile çamuru artık temizleyemezler. Beşiktaş Kulübü devamlı bir zan altında kalacak. Bunu temizlemeye güçleri de yok. Bu artık bir mikrop gibi herkesin kafasına yerleşti . Gençlerbirliği’nin futbolunu yakından izleyeceğiz. Birçok otoritenin de görüşlerini alacağız. Bakalım futbolcular gerçek futbollarını mı oynuyorlar? Karşı tarafın elinde top tüfek, bizim elimizde kılıç kalkan. Ama biz kararımızı verdik, gücümüzün yettiği kadar oynarız. Gelip geliriz ya da gelemeyiz, ne olursa olsun fair-play her zaman kazanır. Kupayı alalım ya da almayalım benim şampiyon Galatasaray’dır.”

Adnan Polat’a cevap ertesi gün gelir gelmesine de , cevap belki de bizim neden Beşiktaşlı olduğumuz gösteriyor . Hani o çok bahsedilen fıtrat ile alakalı , yaşayış tarzı , karakter , durum muhasebesi , bakış açısı ve bilimum buna benzer kelimeler . Bir duruştan bahsedilecekse hala ve bu duruşla dalga geçecek gerzek beyinler tutulmaz ise anlayacaktır her kelimenin vurucu ağırlığını . Başarıya giden her yolun mübah sayılmadığını . Önemli olanın bir kupa istatistiği değil dostluk sayıldığını ...

Süleyman Seba ;

“Adnan Polat’ın açıklamalarına yönetim kurulu olarak çok sinirlendik . O’nun seviyesine inmek istemiyorum . Bizim şampiyonluk şansımız Galatasaray kadardır , mühim olan dostlukların bozulmamasıdır . 90 yıllık Beşiktaş’a kimse dil uzatamaz . Beşiktaş şampiyonlukları hep bileğinin hakkıyla kazanmıştır . Beşiktaş ve Galatasaray kulüplerinin berrak geçmişlerini hiç yaşamamış, okumamış ve öğrenmemiş bir kişinin hezeyanlarını ciddiye almak niyetinde değiliz .

(Şu anda kesmem lazım ve nokta koymam gerekiyor yazdığım bu yazıya . Zira söylenecek başka birşey bırakmıyor bana büyük başkan . Bu cümleler bile farkı , kaliteyi ve camia yapısını gösterir niteliktedir ki zaten daha da gaza gelip yazmak istediğim bir sürü şeyden de vazgeçtiğim anlamına gelmektedir ...)

Buraya kadar yazııp çizilenler ; tribün kovalayan , az çok futbol tarihiyle ilgilenen ve takımını sahiplenen tüm sporseverlerin bildiği şeylerdir . Bak siz böylesiniz biz böyleyiz ayrımına girmiyorum sadece kendi duygularımı bu satırlara döküyorum . Belki de tüm Beşiktaşlılar'ın ortak düşüncelerini yansıtıyorum .Tamamen kişisel , bütünüyle beni bağlayan ve inandığım şeyler olmasıyla birlikte kanıtlanmış , ispatlanmış ve belgelerle ortaya konmuş olmasıyla da futbolu seven bir adamın kayıtsız kalamayacağı gerçekler olduğunu söylüyorum . İki şampiyonluğu bir şekilde kaybetmiş bir çocuğun travmatik halleridir buralarda okunan , biraz empati kurularak zor olmamalı anlaşılan . Onbin kere en büyük Galatasaray olsa ne olur yüz bin kere Beşiktaş daha temiz desek ne farkeder ! Soyut kavramlar olarak adledilen camialar içinde görev alan adamların işledikleri suçlar o adamların soyadlarını değil bağlı olduğu kurumları bağlar , Adnan Polat veya Sinan Engin'in bedellerini ben de öderim , sen de ödersin , camialar da öder . Onlar ile biz ayrı olsa idik benim Ergün Gürsoy'dan nefret ediyorum ya da Mehmet Ağar'dan nefret ediyorum demem gerekirdi diye düşünüyorum .

Arif Erdem'i ne kadar çok seviyorsanız siz Ahmed Hassan , Oktay Derelioğlu ve Ali Tandoğan'dan o kadar nefret ediyorum ben . Fatih Terim'i ne kadar seviyorsanız siz Sinan Engin'den o kadar nefret ediyorum ben . Adnan Polat'ı ne kadar seviyorsanız siz Yıldırım Demirören'den iki katı kadar daha çok nefret ediyorum ben . Milan Baros'un kendini yere attığı , Vedat'ın ısırdığı , Filipescu'nun tükürdüğü , Hagi'nin ayağına bastığı , Okan'ın itiraz ettiği kadar nefret ediyorum Emre Aşık'ın parmağından ve Tello'nun dirseğinden ben . Şike olsa ben yapardım pişkinliğiyle ne kadar gurur duyuyorsunuz bilmiyorum Ergun Gürsoy'dan ancak benim için utanç kaynağdır şike yasaldır diyen Levent Erdoğan ! Bir gün duymamışımdır Galatasaray'ın tribününden lehine olan haksız penaltı , frikik , kart veya golden sonra hakeme tepki . Ki Barış Memiş ve İbrahim Toraman'ı aynı cümle içinde kullanırsam gurur duyacağım birşeyler çıkar belki ! Belkiden kastım fark işte böyle böyle oluşuyor , aramızdaki uçurumlar bu şekilde büyüyor . Sonra neden bu Şaibesaray intibası , Galatasaray nefreti diye post girilmek zorunda kalıyor . Bir kere deneyin dışarıdan nasıl gözüktüğünüze , en azından hissedin , bilin , anlayın Beşiktaş tarafından olayın ne şekilde süzüldüğüne . Şu yazılanların birinin üzerine gidilse Nalga devede kulak , Tufan eşekte dalak kalır ancak burası Türkiye herşey yapıldığıyla kalır !

Ata ; sarı kırmızılı renklere gönül vermiş o kadar yorum içinden olaylara sağduyulu ve en güzel yaklaşan seni gördüm , bu yazıyı da sana istinaden tüm arkadaşlara yazmaya karar verdim . İstedikleri kadar ezik , 3.büyük , Alaattin Çakıcı , 2 yıldız çığırtkanlığı yapsınlar . Dünyada yaşanması gereken en iyi 30 şeyi yaptıktan sonra 31'e devam ! İlk yazımın son kısmını hatırlayanlar olacaktır , unutan açsın okusun Galatasaray'ın bendeki geçmişini , gol sevinciyse mevzubahis Prekazi (Monaco) ve Popescu'nun (Arsenal) ; Şifo Mehmet (Ajax) ve Metin Tekin'den (Psv) farksız olduğunu . Ancak görüyorum ki hala ''Oyuncuların cezası da kaldırılsın'' diyenlerin çalıştığı , İstanbulspor'un kasasından çıkan 600 bin doların hesabını veremeyenlerin yönetici olarak görev aldığı , basketbol şubesini kapatmayı beceremeyen bir başkanın yine seçimlerde aday olacağını açıkladığı ... Neyse ; ben aylardan en çok Temmuz'u severdim maalesef siyah beyaz renkli en güzel insanları Temmuz'da kaybettim . Mayıslar senin olsun biz Temmuz'dayız hala , kimbilir belki bir gün görüşürüz güneşli bir Mayıs akşamında ...

Sevgiler ...

8 Ocak 2010 Cuma

Galatasaray'dan Nefret Ediyorum !


Galatasaray'dan nefret ediyorum ...
Bu öyle böyle bir nefret değil !
Hani insan devamlı yanılmak ister ,
İyi yönünü görmek ister ,
Sevmek ister , diğerine oranla tutunmak ister ya ...
Seveceğine ...
Sevmek istediğine ...
Ben artık hepsinden vazgeçiyorum ...
Çünkü ben Galatasaray'dan nefret ediyorum ...

Küçük bir çocuktum dün gibi hatırlarım ...
Malatya'ya giden arabaların içine çocuksu sevinçlerimi koyduklarını ...
Bünyamin'in cansiperane bir şekilde son anda çizgiden çıkardığını ...
Arabalarla poz veren sarı - kırmızılı formaları ...
Bu daha birşey değilmiş ve bana özel de değilmiş ...
Öncesi de varmış onun adı Galatasaray'mış ...
Ben hayatta değilken Turgay Demirel ve Faruk Süren başrolündeki
İlk basketbol şampiyonluklarını ...
Yabancı oyuncuları bir günde Türk yaptıklarını ...
Kanunların en hassas noktalarını kendilerine göre ayarladıklarını ...
Sonra para , teşvik primi , şike gibi kavramları Türk futboluna soktuklarını ...
Ali Tanrıyar'ı duymuştum o meşhur lafından sonra
Sanırım ben ölmüşüm ...
Sevmeyen ölsünmüş ulan ben tüm çocukluğumda öldüm ...
Sevsem ne olur sevmesem ne olur ...


2 şampiyonluk bilirim 13 yaşıma kadar ...
Esasında bilirim de bilmemezlikten gelirim ...
İlk yarı annemin astığı bayrakları kaldırırken ,
Bizde sonuç 1-1 idi ve katilimin adı Zalad idi ...
Doksan artı üçyüzkırkaltıda beni vuranın ismiydi Arif ...
Ah keşke Ozan olsaydı razıydım ...
Nağmağlupsun dediler Sabri Çelik'i verdiler ...
Vahap Beyaz bir gün düdük oldu diğer düdüklü tencereler şimdi neredeler ?
Ahmet Çakar - Alpay Özalan - Hakan Şükür üçlüsü anca penaltıda buluşurlar !
Dakika 90 , yan gel Osman !
Mehmet Ağar ve Susurluk için 1 dakika karanlık eylemini anladık
Peki neden Mehmet Ağar ve Fatih Terim işbirliğinde elele 4 sene her yer aydınlık ?
Bana uçmayı anlat Arif , bana itirazı anlat Okan , bana tükürmeyi anlat Filipescu !
Bana 6 maç ceza verilirse ülkeyi terkederim diyen Hagi'yi anlat Erol Ersoy ?
5 maç . Şşşşttttt !

Nalga geçer dalga , Tufan nerede senin kafan ?
Devran döner , yönetici gelir yönetici gider ...
Pislik yapışır kalır , Galatasaray neden hep aynıdır ?
Tanju Çolak itiraf etti yıllar önce yaptığı şikeyi ...
Ünallar , Şehmuzların pazara çıktı ipliği ...
Tribünlere yarı yarıya iken ayıran yöneticinin ismi peki ?
Ya doping iğneleri ...
Neyse deşme oğlum geriyi ...


Neden bir camia tarihi boyunca böyle şeylerle anılır ?
Ve neden daima Galatasaray bu tür şeyler ile bir tutulur ?
Başarıya giden her yolun mübah olduğu
O meşhur lisede karatahtada mı yazmaktadır ?
Yönetime giren , Florya'nın suyunu içen
İçin de mi aynı yol geçerli olmaktadır ?
Ne yani yalan mıydı Prekazi ve Tanju'nun golünde akan gözyaşlarım ?
Uefa Kupasını kaldırınca bir Türk takımı tura çıkmasa mıydım ?
Real Madrid'e köşeden takarken Jardel camı açıp bağırmasa mıydım ?
Hala içten içe yabancı bir takıma karşı Galatasaray'ı tutmak mı ...
Tutanacak kalmadı dalım !
Belki biraz Harry Kewell hastasıyım ...
Belki Ergün Pembe , Taffarel biraz da efendi adamlar yanındayım ...
Ancak yetmiyor varın kesin cezamı maalesef bir nefret düştü payıma ...
Adı Galatasaray , kalmadı söyleyecek başka lafım ...

7 Ocak 2010 Perşembe

Yasal Dayanak Forması Giymiş Eyyam !


GSGM Tahkim Kurulu, Galatasaray Cafe Crown Basketbol Takımı’na, "Cemal Nalga" olayı nedeniyle verilen "5 puan silme" cezasını, yasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle kaldırırken, kulüp asbaşkanı Yiğit Şadan’a verilen cezayı da iptal etti.

Tahkim kurulu, Galatasaray Cafe Crown'a verilen -5 puanlık cezayı kaldırdığını açıkladı. Bu durumda Galatasaray Cafe Crown'un puanı 14'e çıkmış oldu.

11 Aralık 2009 Cuma

Tufah Ülke Türkiye (Tuhaf Da Olabilir)


Mustafa Sarp'ın A...a K.......n Ç........u diyen çemçük ağzı hemen yukarıda slayt gösterisi gibi hafızalarda . Buna ceza yok ! Aynı futbolcunun maç sonrasında mikrofonlara söylediği ;

"Ben Premier Lig'i seyredince futbolculuğumdan utanıyorum, yemin ediyorum utanıyorum . Hırs var, mücadele var ama hakem oraya bakmıyor bile . Ben futbolculuğumdan utanıyorsam hakemlerin de oraya bakıp haydi haydi utanması lazım ."

beyanatı 1 maç cezayı getiriyor . Garip ülkeyiz vesselam . Adam ana avrat sövüyor ceza yok , adam sahada neredeyse hakem dövüyor sarı kart bile yok , adam fuck you diyor 4 maç ceza yiyor , adam maçın sonunda haklı olarak ''A....ı S.....n maçın'' diyor 3 maç ceza yiyor ve adam maç çıkışında aklı başında , doğruluk payı kesin bir cümle sarfediyor 1 maç ceza yiyor ! Tuhaflıklar ülkesi Türkiye , yok öyle ...

4 Aralık 2009 Cuma

Şimdi Gerçek Galatasaraylı Oldu


Galatasaray'da UEFA Avrupa Ligi’nde F Grubu'ndan lider çıkma sevinci yaşanırken, milli defans oyuncusu Gökhan Zan’ın sakatlığıyla sarsıldı. Beşiktaş'ta oynadığ dönemlerde zaman zaman maçlarda omuzu çıkan Gökhan Zan, Panathinakos maçının 26. dakikasında aynı yerden bir kez daha sakatlandı. Karagounis'e müdahele etmek isterken kendini bir anda yerde bulan tecrübeli oyuncu, yapılan ilk kontrolün ardından maça devam etmek istedi, ancak saha kenarında yapılan muayenede, devam edemeyeceğine karar verilince, yerini 30. dakikada Barış Özbek'e bıraktı. Gökhan Zan'ın boşalttığı stoper mevkiine ise orta saha oyuncusu Mehmet Topal geçti.

Gökhan Zan Galatasaray'da 1
Gökhan Zan Galatasaray'da 2

19 Kasım 2009 Perşembe

Karikatür # 29


Geçmiş olsun diyorum Galatasaraylı arkadaşlarıma bu skandaldan ötürü . Her camiada kötü niyetliler , hırsızlar , hain adamlar ve aklı eveller vardır ve olacaktır da . Yapacak birşey yok . Siz kendi başkanınıza bakın ya da mafyayı uçakla yurt dışına yolladınız cevaplarına maruz kalmamak için sadece geçmiş olsun diyorum . Ne diyeyim vuran vurmuş ve rezaletin kitabı yazılmış zaten ; bir de ben mi konuşayım ? Anlıyorum , üzgün olduğumu belirtiyorum ve bunu yapanların yatacak yeri yok diyorum . Büyük geçmiş olsun ve bu pislik bir an önce temizlensin ...

Not : Karikatürün çizeri sanırım Can Barslan