29 Kasım 2010 Pazartesi

Tiger Woods Beşiktaş'ta...


Yıldırım Demirören, kariyerinin sonuna gelmiş dünya çapındaki yıldızları Beşiktaş Kulübü çatısı altında toplamaya karar verdiğinden bu yana, Ricardo Quaresma, Guti Hernandez ve Allen Iverson’u siyah beyaz renklere bağladı. Golf sporuna gönülden bağlı olduğu herkes tarafından bilinen ve boş zamanlarını Kemer’de golf oynayarak geçiren Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, futbol ve basketbol şubelerinde yaptığı bu spektaküler hareketlerini bu kez de golf sporunda uygulamaya karar verdi. Taraftarının kendisine bakışını ve tepkisini bir anda değiştiren fiyakalı başkan David Beckham hamlesinden sonra şimdi de yine dünyaca ünlü bir başka spor yıldızına sıra geldi dedi. Galatasaray maçının zafer sarhoşluğuyla evinin bir bölümüne yaptırdığı mini golf sahasında golf oynarken kurmaylarını arayıp emrini verdi: ''Tiger Woods’u bir araştırın!''

Dünya medyasının da bir anda ilgi odağı haline gelen siyah beyazlı kulüpte şimdi herkes ünlü golfçünün ne cevap vereceğini merak ediyor. Volkswagen firması sponsorluğunda bu transferi gerçekleştirmesi beklenen Demirören’in, Tiger Woods’un altına son model bir Golf araba çekeceği kulağımıza gelen bilgiler arasında…

Tiger Woods Kimdir:
- Kimse kim ulan!

28 Kasım 2010 Pazar

Guti Guti Pençe...


Guti 1 gol 1 asist, Q7 4 hafta yok, Cenk 4 kurtarış, Iverson 14 sayı, Alen 3 kurşun, maç 1-2, Beşiktaş'ın liderle puan farkı 9. Nasıl bir camiadır ki bu nereden tutsan elinde kalıyor ve nasıl oluyor da bir şekilde galibiyet geliyor? Herşey güzel derken gelen son dakika golü; 20 sene sonra onkolog doktorun Beşiktaşlı mısın sorusuna verilecek mahçup bir evet cevabıdır! Kahır bu takımı tutuyor belli ki. Mehmet Batdal'ı alıp Pino'yu kendi mevkisine çeken Hagi'ye çiçek yolladım. Orta sahayı hatta Lois Saha'yı bize teslim etti, bayrağı çekti. Deplasmanda penaltı verebilen hakemleri seviyorum, Cüneyt Çakır eyyamı düdük yapmıştı, öttürüyordu. Şimdi normale döndü, dönünce devran dönüyor Beşiktaş 8 sene sonra Ali Sami Yen'i yıkıyor. Holosko yine bildiğiniz gibi, sanıyor ki rakibinin içinden geçecek. Rakibinin içinden geçiyor; ''Holosko yine saçmalayacak, bir çeşit kahvaltılık ürün gibi: Top ezme! Nobre'ye gelince top kaleden uzakta, karakola götüresim geliyor ikisini de. ''Komiser bey bu Nobre bu da top, ilişkileri çok ters.'' Barış Özbek'ten başlayıp Sabri'ye kadar 5-6 adam sayarım size İstanbul'un aylık odun ihtiyacını karşılayacak. Galatasaraylı arkadaşlara üzülüyorum Ali Erenler'i Niyaziler'i Adem Dursunlar'ı o güzel forma üstünde canlı izleyen biri olarak. Ali Turan'dan sağ bek olursa Erhan Güven'den sol açık olur! Pozisyonsuz Beşiktaş'ın kendi sahasına kapanması ile Schuter'in oyun sistemi arasında 7 farkı bulun, zaman makinesi ile 1960'a yollayalım sizi. Geçen hafta dediğini yapmayacaksın, yapacaksan demeyeceksin. Deneyeceksin Montaigne gibi, antipatikliği seçmeyeceksin. Haftaya bakalım Bursaspor'un olası bir puan kazanması halinde Şampiyonlar Ligi'nde yediği jeneriklik gollerinden bahsedecek mi? Biz galibiyete sevinelim tedbiri elden bırakmayalım, Beşiktaş kötü, çok kötü. Mücadele very Guti! O kadar, gerisi Batı Yakası Hikayesi! Cenk'i seviyorum kaleci olanını, Neill'i takdir ediyorum Armstrong olmayananı, Ersan'ı uyarıyorum Dadaşlar'a bile küfür ettim ulan! Adnan Polat''Tek rakibimiz artık Kasımpaşa'' desin, taraftarı Bank Asya'dan hesap açsın, biz ise Fernandez'in Beşiktaş Rehabilitasyon Merkezi'nde iyi oynmasını umut edelim. Kaldı 3 maç, 9 puan bu takımı ikinci yarıya özgüvenli taşır. Olası puan kayıpları kan ağlatır, seneye kalır ümitler. Üzerimde forma koyacağım başımı yastığa, uzun zaman sonra güzel bitti bu haftasonu be yaa...

9 Eylül 2010 Perşembe

BAYRAM'ınız Mübarek Olsun...


BEŞİKTAŞ'ın şampiyonluğu kadar güzel günleriniz, Galatasaray'ın borcu kadar paranız, Fenerbahçe'nin Türkiye kupası kadar az derdiniz olsun... Bayramınız 1903 kere kutlu olsun...

7 Eylül 2010 Salı

Oğlan Şüpheler


Fatih Tekke ve Zaviyeler kapatılalı çok oldu, arkadan vurmazdı Türkler. Değişmeyen tek şey değişimse açılmıyor g.te giren şemsiye! Tüp takıtırılan Ferrari misali tekliyor anılarımız, geceden girdiğimiz kuyruklar yıldız olmuş Halley yiyoruz bayram harçlıklarımızla. İpod çıktı futbolcu aşkı bozuldu, tek aşk renktaş! Tribün bağırır yönetim alır, yönetim aksırır tribün kusar. Hani hiç bir şeye şaşırmayacaksın derler ya alacağız Emre Belözoğlu'nu biraz daha yaşlanınca elden ayaktan düşünce, çağırılır Kapalıya basılır bağıra, bağrılır ona, arkamı dönüp gidemem üstündeki tekstil ürününe anlam yüklemişim bile...

Benim Beşiktaş'ım bu, biraz İbrahim Üzülmez çokça İlhan Mansız. Popüler kültürden imtinadan hallice Pascal çok ön plana çıktı be! Geçiyorsa klübün önüne sokacaksın elini önüne, tombalayı bilmem ama şampiyonluk değil benimkisi, para pul, yıldız, tanrı değil. Biraz Recep Çetin çokça Metin Tekin işte. Döndü nevrimiz Rıza'nın son muz ortası öncesi, o son kafaya çıkmayacaktı Ali, ver Feyyaz'a, gitsin karşıya, yüreğimiz de elinde içelim Beşiktaşlılığa...

Eskiye özlem mi olur lan? Sevinmiyor musun Guti Hazretlerinin asisti ile Q7 marka otobanın solo peçetesini? Ulan çıplak oynasalar neyse, üstündekine anlam yüklemişim bile, Mehmet bile Aurellio olsa da o köy bizim köyümüzdür formadan içerü. Ateş ettiler bize Fatih kanalıyla, boşa bağırılan soğuk günlerde br Trabzon maçı öncesinde. Beşiktaş'a kurşun sıksa da ölüm unutmaki Beşiktaş'a kurşun işlemez gülüm diyen Nazım ve modern şaklaban Kazım Kazım'ın ülkesi burası. Herşey olur. Herkes ölür, biz ölmedik kalbimizde yaşıyoruz! Romantikliğin g.tüne koyayım, banane lan okumayın...

Borç açıklasın Yıldırım gibi kalbimize Demirörenler, batak oynayalım ihaleli 2.ligde. Bakmayın iyidir oralar gözden uzak gönlün tam ortasında, şampiyon olup Şampiyonlar Ligi'ne de gitmeyelim. 2012 kriterleri Kopenhag'tan bile kötü, ya peki sesmi duyan var mı kaybediyoruz g.tü! Hemşerim memleket nireli;Plan, program, bütçe, ileriye dönük adımlar Keçeli - Umut, güven, mutluluk bu sıralar Adalı! Yaşasın Dürenler herşey yolunda afiyetteyiz, sonunu düşünen Kahramanmaraşlı hayırlar olur inşallah bizler beklemedeyiz...Ve inadına hepimiz Necip'iz...

6 Eylül 2010 Pazartesi

Uzak Kalmışım Kendime...

-Neyleyim U2'yu sevmişim t2'yi!

-Ev mi düzüyorum ev mi beni düzüyor anlamıyorum. Evlenmesin lan kimse!

-Bilgisayarı açıp da blogları gezmeyeli ve birşeyler yazmayalı amma çok olmuş...

-Bu sene ilk defa formamın arkasına T2 yazdırdım. T üstte 2 altta. Bir maç çıkışı salağın biri gelip''Abi sen tiki misin?''dedi. Te iki hesabı! ''Yok canım kardeşim başka anlamı vardır, ne tikisi mikisi'' dedim. Anlamadı herhaldeki 3-4 dakika sonra arkamdan''Tut tikiiii''diye bağırdı. Tövbe tövbe deyip yoluma devam ettim...

-Kombine 13 bine yaklaşmış ve bitmiş. Herhalde herkes Messi'yi bekliyordu 20 bine yaklaşması için. Forma satışından hiç bahsetmiyorum; Eski Açık'ın önündeki seyyarlar sağolsun...

-Ikea'da Beşiktaş forması giyen birilerini görmek çok hoş...

-Uzaklaşmak bloglardan şöyle bir hissi tarif ediyor bu bünyede;herşey yolunda daima birşeyler eksik, ne işim var benim bu sofrada zaman olsa da gitsem yazsam sendromu ve evlenince her gün yazacağım aq...

-Fenerbahçe ile Galatasaray da güzel kadrolar kurdular bence...

-Basketbolu sevdirecek herşey var bu aralar ama zaman yok.

-Yüreği olan Çırağan'ın karşısındaki Yahya Efendi Camisi'ne gitsin sahur, gece veya sabaha karşı saatlerinde. Hatta caminin tuvaletine gitsin de izlenimlerini yazsın bana. Şaka gibi maneviyat ama manzara olağanüstü!

-Evet mi Hayır mı bilmiyorum ama neden olmasın!

-Bozcaada-Habbeli-Mitos Plajı. Gidin...

-Leman, Penguen ve Uykusuz'larımı satıyorum. 16 senelik arşiv isteyeeeen?

-Ahmet Çakar ve Erman Toroğlu'nu kapatsan bir odaya, polemik yaratamamaktan dolayı buharlaşıp biterler...

-Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu gördüm, Cemil İpekçi'yi gördüğüm gün!

-Cihangir'den taşınmak mı zor, Cihangir'i özlemek mi?

-Fantezi Futbol oynamak isteyen parmak kaldırsın, fütursuzca www.fantezifutbolturkiye.com'u tıklasın...

-Şemsiyelerinizi hazırlayın, Pazar günü hava refeRANDOM olacakmış...

-Deliye hergün bayramsa 2 gün sonra İslam aleminden korkun!

-Rıdvan Dilmen ne zaman arkasına yaslanacak acaba?

-İphone4 çıksın artık...

-Adnan Polat''tek rakibimiz THY''yi unuttu anlaşılan...

-Hrant Dink yaşasaydı Gus Hid Dink ile gurur duyardı!

-Ramazan ayında sokakta sigara içen insanları dövenler ile Ponpon kızları yasaklayan zihniyetin farkı yok...

-Söylemesi ayıp;bir tablo aldım hayatımda ilk defa yatak odama...

-Ben İstanbulluyum,hanım Çanakkaleli.Yarısıdır 17, 34'nin. Aynı benim kalbim gibi...

-''Engin Altan Düzyatan''derken buldum kendimi geçen sabah!

-Hava soğudu, hasret sıcak. Gel Cumartesi gel herşey çok güzel olacak...

20 Ağustos 2010 Cuma

Beşiktaş'ı Seviyorum Yine Gelecek Ben ...

Keyifin adresi İnönü Stadı , moda Beşiktaş şişli kadıköy !
Hani bize az manşet ayırıyorsun basın bunu da yazın
Diyorduk ya !
Bu yazın bizi yazıyorlar yaza yaza bitmiyor kalem ...
Malzeme bol , Yıldırım Demirören bile suskun .
Sadece bozuk zemin üzerindeki çocuklar oynuyor .
Biz seyrediyoruz .
Keyifli keyifli .
Daleli malelli , rakibi alkışlamaktan fair play'im kalktı !
Eve dönerken finüküler bile uzun geliyor .
Bir sonraki maçı iple çekiyorum .
Adam bir çalım atıyor , peki Sergen neydi diyorum ?
Herif bir ara pası çakıyor Şifo Şifo gülümsüyorum .
Ernst bile o sınırlı yeteneğiyle slalomla süzülüyor içeri .
Benim zevk oluyor 4x4=16 !
Sanki sihirli değnek vardı da bu seneyi mi beklediler ?
Hani ; 30 yaşındasın evladım , 60 yaşında öleceksin .
Hayatının ilk yarısı kahır ikinci yarısı bayıl demişler gibi .
Beşiktaş varsa işin içinde ;
0-0'dır küme düşen takıma ,
Avrupa'da son dakika golüdür gördüğün ağlarında .
Beşiktaş bu ; acaba'nın başkenti , yaşlandırmanın modern hali .
Nasıl oldu da oldu , iki pas , üç çalım ,
Dört orta , beş gol görüyoruz ?
Q7 midir ilacı bu işin , Guti mi kollamak lazım yani ?
Ne oluyoruz ulan , total motal futbol oynuyoruz basbayağı !
Çok gol yeriz ama çok da atarız diyen ben ,
Kendi stadımda daha santra bilmedim !
Pozisyon dahi (de anlamında) görmedim !
Yönetim işini mi yapıyor , Schuster tarihe poster mi olmak istiyor ?
Adebayor , Robinho deniyor ....
Lan biri birşeyler anlatsın neler oluyor ?

Ben hayatımda bu kadar çok stada gitmek istemedim .
Hiç bir zaman haftasonu olsun da Beşiktaş'ı seyredelim demedim .
Bu denli heyecanlı bir bekleyişe geçmedim .
Hala erketedeyim , hemen gaza gelmiyim diyorum da .
Biri bu benim içimdeki çocuksu sevinci vursun .
Gözlerim doluyor lan !

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Kaynanası Ferrari'yi Seviyormuş ...

Beşiktaş'a yeni sezon öncesi Tomas Sivok'tan kötü haber geldi.

Dünkü idmanda sağ dizinden sakatlanan Çek futbolcunun 6 ay sahalardan uzak kalacağı açıklandı.

Beşiktaş Kulübü Basın Sözcüsü Prof. Dr. Mete Düren, sağ diz ön çapraz bağlarında kısmi kopma meydana gelen Sivok'un 6 ay kadar sahalardan uzak kalacağını söyledi.
Siyah-beyazlı yönetimin bugün Çek futbolcuyla görüşerek, ameliyat tarihi kararlaştıracağı öğrenildi.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Gitme Desem Canım ...

Young Boys - Fenerbahçe : 2-2

- Bu arada Bursa'dan gol haberi mi var ? İki iki mi , iki iki mi ? İki iki Bursa'da , Bursa'dan gol haberi var Koray sanırım , doğru mu ?
- Yok doğru değil .
- Değil mi ?
- Doğru değil , doğru değil . Hala iki bir orada skor !
- İki bir mi ? İnanılır gibi değil , böyle bir maç görmedim ben ...

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Temmuz


Yaz mevisimi candır , candan yakındır .
Çalışırsın seyahate gidersin .
Öğrencisindir okullar tatildir .
Çocuksundur mahalle maçı olur ,
Kadınsındır kendini gösterirsin ...
Evlenirsin balayına gidersin
Bekarsındır alayına gidersin yazın .
Çocuğun erkek olur sünnet olur
Kızın nişanlanır mutlu olur yazın ...
Sıcaktır , denizdir , tişörttür yazın .
Yazın ferahlamaktır ,
Kışın kasvetini üzerinden atmaktır yazın .
Bir sahil kasabasında sabah kahvaltısıdır .
Mangalın yanındaki rakıdır yazın ...
Herkes çiçekli elbiselidir
Şortu olanların herşeyi yazın
Boğazlı kazağın esamesi okunmaz
Boğazda çay içmenin önsözü yazın ...
Caddede tabureyi dışarı atarsın sigaranı yakarsın .
Yasakları yasaklarsın , soğuk bira gibidir yazın ...
Gece nöbetinde üşütmez yazın
Sabah kalktın mı heryer aydınlık yazın ...
Şampiyon olursun sevinirsin yazın .
Şampiyon olamazsın umutlarını taşırsın yazın .
Transferi beklersin , bir ümit gelecek mi dersin .
Dünya Kupası , Avrupa Şampiyonasıdır yazın .
Kamp notlarındaki yıldızlardır yazın ,
Bu sene şunun senesi olacaktır yazın .
Yeni teknik direktör , yeni futbolcular
Yeniye dair ne varsa heyecandır yazın .

Herşeyiyle yazın güzeldir , iyidir , hoştur da ...
Temmuz senin gelmişini geçmişini s.kiyim ...

Guti Kaybettik !


Demir ağlarla ördük İnönü'yü dört baştaaan ...
Ne göğsümüz tunç siperi ne duruş , vuruş ve kuruş sahibi
Eskiden derdik tribünlerimiz var en azından
Şimdi hafızalarımızı sildirebilsek keşke Sil Baştan

Alıp getirip borçlandırdığın senin olsun , bana benim sana borcumdan bahset . Uçankuş nokta com.'a bile borç hey corç versene borç olmaz Guti Haz. kandilin mübarek olsun ! Hentbolcüye esirge , kendi 'guti'rdiğin çocuklara esirgeme . Beşiktaş adındaki kurum Çocuk Esirgeme Kurumu olmuş bizim haberimiz1903 ! Yapma basketbola yatırım varsa yoksa futbol , eeee zaten 2003 yılı hariç futbol da yok sahada , ben ne anladım bu perhizden forza turşu of the lahana ! Beşiktaş Tv yoksa Q7 var ; hızlı yayıncılık , rakiplere çalım , orta kalite daha ne istersin bre davar ? Yabancı sayısı olmuş 6+2+2 , sendeki 6+2+2+2 , peki elde ne var ? Paha biçilmez bir sırıtma ! Bir gün kimse Beşiktaşlı olmasın bırakın o borç bize kalsın ! Yazın bu sloganı bir yere , çünkü kışın dayak yiyeceksiniz tribünde . Alternatif pankart önerilerinde liste başı olsun isteyene , bunları da karalayın bir yerlere ; 'Doğuştan Beşiktaşlı değiliz ya da sen bana babamdan kalan miras değil Demirören'e olan borcumsun '. Yok Dewe !

16 Temmuz 2010 Cuma

Sıcak BeşiktAŞK


Ölmeden önce yapılması gereken 100 şey , madde 13 ; İnönü Stadı'na sezonun ilk maçına gitmek ...

Tribüne ilk çağırılın yıldız olan değil deli olan . İşte fark belki biraz da bu diğerleriyle ...

Sıcak ... Ama öyle böyle değil , çok sıcak . Santrayla üçlü sırasında kollar havadayken aralardan geçip yerimizi değiştirmeye gittik . Koltuk altları sağolsun formandaki ter olmaya gelenlerin kulakları çınlattık ...

85. dakikada bizimkiler aralarında top çevirirken arkamdaki adam bağırdı ; ''Oynayın laaan'' . 15 Temmuz'da , bu sıcakta , 90 dakika o sahada devamlı koşan , çalışan , didinen adamları anlatamayacağımı düşündüğümden dönüp cevap vermedim ... Tabi bana ne oluyorsa !

Robinho'ya teklif götürüyorsun , Quaresma'yı almışsın , Guti yolda ve Raul Gonzales'ten haber bekliyorsun . Ama kapalıda tuvaletlerin ışıkları yanmıyor . Beyaz sahada siyah tuvalette ...

Rakipten 23 numaralı oyuncuyu çok sevdim . Bizim mahalledeki kuruyemişçiden daha şişkoydu . Şaka gibi ...

Maç öncesi ve maç sonu . Dopdolu Kartal Yuvası ama Eski Açık'ın önü gerçek korsan yuvası . İsmail Ünal ve Hakan Aksoy kulakların çınlasın !

Takım çok forvet , bol teknik ama yumuşak ve dağınık gözüktü . Erhan Güven gelen topu yapamıyor istop , Ferrari neden pit stop ve Delgado artık non-stop yolcudur Abbas bağlasan durmaz ...

Turkcell Süper Lig'in son yıllardaki sertleşme eğilimi göz önüne alındığında sadece İnönü'de estetik kaygılarımızı karşılayan bir takım izleyeceğiz gibi görünüyor . Ancak deplasmanlardaki durumu Tayfur Hoca'nın iki ön libero başlığı altında anlatması gerekiyor Schuster'e . Yoksa ilk 5'e giremeyen güzel kadro babında bakar dururuz duvarımızda postere .

Başkan gelmiş hoş gelmiş , Quaresma sağolsun izni çıkmış maça gelmiş . Merak ettim ; Alen Markaryan Robinho'yu alsa girebilir mi acaba kapalıya ?

Vikinur bu sene s.ke s.ke şampiyon ...

14 Temmuz 2010 Çarşamba

6+2+2 = ?

10 YAPAR ...

10'suz olmaz dediğimiz Ernst'tir .
Artık Q7'dir .
Başka ?
Ferrari , Sivok ?
Bobo , Holosko ?
Peki illa bir yabancı gideceğine ...

Yıllardır bu camianın anasını ağlatan ,
Taraftarını dövdüren ,
Ağlayan , sızlayan , küfür eden ,
Açıklamalarıyla kendini rezil eden ,
Kendine borçlandıran , utanmadan gülen ,
Stadı yapamayan , transferi eline gözüne bulaştıran ,
Değerleri yok eden , arsızlığı var eden ,
Fenerbahçe'nin kötü taklidi yaratmaya çalışan ,
Çalan , alan , kaçan , batıran ,
Yeter'den anlamayan ,
İki kupayı unutturan ,
Ağırlığı olmayan , tüpçü lakabı takılan ,
Yalan söyleyen , tutarlı olmayan ,
Kendi camiasına bu kadar yabancı olan
Başkan Yıldırım Demirören gitse ya !

Sanki bu ormanda 10 yabancı gücünde o .
Fantom o .
Life is Life'daki OoOoOoOoOo , o !
Br gitse ...
Yabancı hakkımızı yerli dilinde en güzel şükür kelimeleriyle
Açıklarız .
Bir gitse ...
Ahh bir 10'dan kurtulsak ...
İşte o zaman 10 numara olacağız ...
6+2+2 = 10 , 10'arılmaz yaraların sahibi ...
Git kurtar sevdirmeden kendini (ebeni) ...

13 Temmuz 2010 Salı

Sensiz Geçen Günlerin Ben ..........


VIP ÜST B&E 275,00 TL
VIP ÜST A&F 250,00 TL
VIP ALT A&F 150,00 TL
VIP ALT B&E 200,00 TL
VIP ALT C&D 250,00 TL
NUMARALI ORTA 150,00 TL
NUMARALI KENAR 125,00 TL
KAPALI ÜST 110,00 TL
KAPALI ALT 90,00 TL
YENİ AÇIK 50,00 TL
ESKİ AÇIK 40,00 TL
RAKİP TAKIM (E.AÇIK) 35,00 TL

Q7'nin pul parası üstte .
Hayırlısı olsun .
Şımart bizi diye bağıranlar
Bu bilet bedelleri gün gelir onları tırmalar ...

Rakip için köy takımı diyorlar ya yıllardır
Ulan ''Köylü milletin efendisidir'' diyen adamın
Kurduğu ülke değil mi burası ?
O köylü olması , o takım olmasa
Nasıl çıkacak karanlıklar aydınlığa ?

Çubuklu çıktı .
Benim hiç çubuklum olmadı .
Bir kere Çubuklu Hayal Kahvesi'ne gitmiştim .
Acaba diyorum bu da sayılır mı ?

Viking ile oynadığımızı söylediğimde
Nişanlımın bana söylediği ilk şey şu oldu ;
''Maç giderken boynuz tak kafana!''

Raul , Guti , Eduardo , Robinho ...
Sanki biz Galatasaray olduk
Çaktırmadan Fenerbahçe'ye döndük .
Bu sert ligde onlar genç Stoch ve savaşçı Cana hamlesiyle
Sanki bir şeyleri yanlış yapıyormuşuz kisvesi
Tüm bedenimde ...

Ekrem , Nobre , İbrahim Üzülmez , Uğur İnceman ...
Aynı cümlede geçecek mi acaba Raul denilen adam ?

Guti topsa ben de Bayan Topesto'yum !

Beşiktaş adamın saçını beyazlatır derim hep .
Allahtan hocamız sarı saçlı .
Dönmez beyaza nasıl olsa ...

Serdar Adalı ve Cengiz Zülfakaroğlu ...
Başını yerler bir senede görürsünüz .
Kurtaramaz gelse bile Allahınoğlu !

İlk maç , ilk heyecan ve sensiz geçen günlerin ben ......
İlk milli olmak gibi .
İlk defa ilkokula gitmek gibi .
Askeri garnizona adımını attığındaki duygu gibi .
Ne bileyim ilk işte .
Aylar sonra bir daha ilk .
İlk günkü gibi Beşiktaş bende .
Kombineyi elime aldığımda 2 gün önce
Tüylerin ürpermesinde saklı bu ilk heyecan işte ...

23 Haziran 2010 Çarşamba

Plaj Voleybolu


10 sene önce Büyükçekmece'de geziniyorum öğlen vakitleri . Hava sıcak , harareti alır be hacı maksadıyla kıraathaneden hallice bir kapı görüyorum ve dalıyorum içeri selamun aleyküm ile . Cevap yok ! Ki bu lafı hiç sevmem , merhabacılardan selamlarcılardanım ben . Çıkınca ağızdan bir de havada kalırsa eğer daha da sinirlenirim , hani zaten ortama ayak uyduruyoruz sizin dilinizle konuşuyoruz ne diye cevap vermiyorsunuz lan ? Neyse diyor iç organlarım Nihat Kahveci'ye bir çay versene dayı (usta,abi,abicim vs.) diyorum . Cevap yok ! Ulan kahvehane mahşeri ama beni sallayan namevcut . Ses yükseltme seçeneğiyle ikinci levele geçiyorum ; ''Çayın var mı abicim ?'' Cevap yok ! Ne oluyor diyorum içten içe dıştan dışa , herkes bir yere bakıyor , kimse konuşmuyor , kitlenmiş bir güruh televizyonda birşeyler seyrediyor . Hayrola , bismillah ve bilimum ortama uygun sözleri arka arkaya sıraladıktan sonra anlıyorum olayı . 4-5 dakikalık gecikmeyle gelen çayı ; Plaj Voleybolu !

Büyükçekmece'de bir kıraathnedeyim . Yaz mevsimi , sıcak , öğlen 13.00 suları . İçerisi dolu , yaklaşık 50 kişilik tabur var . Kağıt oynayan yok , kahveci tepsisiyle masada ekrana kitlenmiş kalmış . Gelen , giren ve katılan sayısı devamlı artıyor . Abartmadan söylüyorum içeride çıt yok . Tek ses televizyondan gelen hey , huy , yea tizli kız sesleri . Biraz tekrarlarda ses yükseliyor o da bak hacı bak , lan o ne , vay a.q. vs. Ne işim var lan burada benim derken betimlemem yarım saati buluyor ama İspanyol karı öyle bir karşılıyorki topları arada o gürühu katılma çabalarım olmuyor değil . İki çay üç sigara sigara içip kalkıyorum . Oradakiler ise kalkmışlar zaten haberleri yok !

''Alman'' Lazım Bu Fotoğrafı ...


Uğur İnceman'ın ilk 11'de başlayacağı ihtimali bile canımı sıkıyor bu fotoğrafı gördükçe ...

22 Haziran 2010 Salı

A.Q7


Q7 geldi hoş geldi .
Eyvallah ...
Gelmek istemedi , ikna edildi .
Schuster'i bekledi anca geldi .
İnönü'de imza töreni .
Formalar kapış kapış edildi .
Sözler unutuldu .
Herkes başkanı övdü .
Stada adımını atamayanlar santrayı podyuma çevirdi .
Stadda seyircisini dövdürenler övüldü .
Övündü , yere göğe sığılamadı .
Siz istediniz aldık dendi .
Oradakiler daha önce yeter dememiş miydi ?
Dese bile desibelden önemli miydi ?
Q7 geldi hoş geldi .
Şımart bizi diye pankart tutan eller
İki kupayı unuturken dayak yiyordu .
Dün dündü bugünse bugundü .
Dün cenaze sessizliğiydi bugün düğündü .
Robinho'yu da isterük derken
Pis sırıtışlara maruz kalındı .
90 liralık formalar 1.350 liralık kombineler
Karambole geldi .
Q7 geldi hoş geldi .
Mustafa Denizli ise nasıl gitti
Ne ara hastalandı umurlarında değildi .
4 hafta önce anlaşılan kimdi ?
Ya arkandayız hocam dedikleri şimdi nerdeydi ?
O bizim evladımız deyip sırtını sıvazlayanlar
Orada kalmaya devam etti .
Türk futbol tarihinin en büyük transferi sözü
Tüm 6 yıllık naleti örttü .
Lanete kredi verildi .
Q7 geldi hoş geldi .
Bu arada aynı günün sabahı borç açıklandı .
222 milyon lira önemli miydi ?
Serdar Adalı 10 milyoncuk vermişti .
Quaresma'yı getirmişti boru muydu ?
Laf sokmanın şekli bu sefer şapkaydı .
Peki o ayrıcalığın kalmadığının kimse farkında mıydı ?
Q7 geldi hoş geldi .
Bu bir tribünlerle barışma mıydı
Yoksa param var istediğimi yaparımın süslü töreni miydi ?
Bir sene önce Mehmet Topuz'u eleştirirken
Aynı şeyi yapmanın gereği var mıydı ?
Belki vardır , belki güzeldir .
Heyecandır , hoşluktur , gösteridir .
Ben bile yerimde duramadım daha ötesi var mı ?
Ancak kaybedilen değerlerin yerine ne konulacağını
Aranızda bilen var mı ?
Q7 geldi hoş geldi ...

Maradona'nın Kutsal Toprakları ...

Ara Güler ...


''Ara vermek iyidir . Daha iyisi ise o arada gülümseyebilmektir.'' (Eflatun M.Ö 532)

Farkındayım ihmal ettiğimi buraları . Bazen ikame kavramı insanın ilgi alanlarıyla muzip bir oyun oynar ya hani ve hayat da tercihler silsilesi ya honey ! Başka zevklere yelken açtım . Yaşasın briç ! Yok be abicim şu an atıyorum , fiyakalı cümlelerle başlangıç yapıyorum . Yalandır sanal , banaldir yalan . İstek Vakfı okullarında okumadım ama isteksizliğin girdabında kayboldum klavye kardeşe , levyeyle giriştiğimden beri laptop abiye . Bir de evlilik denen kutsal damacanadan yıkanmak üzereyim ki , pürü pak olacağım yemin ederim . Neyse bunlar benim özel durumlarım , size ne ve bize ne diyenlerin gönlüne koyayım . Futbola ara yok , dünya kupası Trt'de izlenir . Vuvuzela geyiği yapmayana kız yok . Benimse kupa geçmişim 7 kez ile yaşlanmaya delalet . Ha bu arada Beyazıt Öztürk ile Eflatun Real Madrid'de beraber oynarlar lan ...

Seksenaltıyı hayal meyal hatırlayan hafızamın bir kenarında mıh gibi dururlar Sikilaççi (bol ç'li) ve Roger Milla . 2 sene öncesi de vardır ki Van Basten abimizin sıfırdan doksana voleyle 2 saniyede çıkmasıdır ve benim bir koşu dışarı çıkıp ''Ben Van Basten'im lan'' deyişimle aynı zamana denk düşer . Akçay'ı bilen vardır kesin , suyu soğuk , lokması sıcak . Benim için 1990 İtalya ; eşittir Akçay'da bir pansiyonda 55 ekran ITT karşısında kendini spiker sanma . ''Bu ileride çok büyük bir futbolcu olacak'' sesinin kulaklarda anlaşılmaz bir şekilde gaza gelmesiyle sanki maçı ben sunuyormuşum gibi ''Linekeeeeer'' diye bağırdığımı hatırlarım . Temel Reis ve Kaptan Swing çizgi romanlarından arta kalan zamanlarda bir nevi gönüllü bir spikerlikti benimki . Maradona'yı ''Diego Armandooo'' diye uzattıkça sanki beni duyacağına inanırdım Tanrı'nın kulağı . Eli-kolu oluyormuşum gibi gelirdi sahadaki Tanrı'nın . Sonunda birisi ''yeter evladım , bırak spiker anlatsın'' mı demişti yoksa olaydan mı sıkılmıştım hatırlamıyorum . Ama o pansiyondan ayrılırken arkamdan ''Spikerlik binlerce kişinin yaptığı ancak sonunda şu çocuğun kazandığı bir ......'' lafını da duymadım değil . Mesela Arjantin gol atınca tribünde ağlayan kızı hatırlayan var mı ? Brezilyalı'ydı ve ne güzel ağlıyordu be ! Aşk mıydı o çocuksu , yoksa şimdi benim boyumda var mıydı oğlu mu ? Valderema'nın saçlarının afilli hali iskeleden denize atlayana kadardı bendeki ömrü . Higuata o hatayı yapmayacaktı ama Valla Milla sevinmiştim golü atana ! Baggio geliyorum diyordu , Maradona yarı finalde İtalya'yı bölüyordu . 6 goldü galiba Sicilyalı'nın attığı gol sayısı , sonra ortalıkta hiç görünmedi a.q.'nun ayısı . Şüküravi diye bir futbolcu vardı galiba , babamın ismi Şükrü ; Şükrü Abi Şükrü Abi diye bağırıyordum gol attıkça . Yapıştırma kartları vardı Panini'nin . Klinsmann falan hep biriktiriyorduk . Omam'ın Bıyıkları İngltere tarafından kesilmişti , Rijkaard ve Völler lamacılık oynuyorlardı . Çekoslavakya ayrılmamıştı henüz ve dillerde tekerlemeydi o zamanlar . Aaaa yoksa siz bunu bilmeyen Çekoslavakyalılaştıramadıklarmızdanmıydınız ? Lacatus ismi çok yakışıklıydı bir de Canniggia . O saçlar , o maçlar offf ! Goygoycu Çea vardı dimi bir de ? Bu muhabbet çok su götürür , adamı susuz getirir vallahi ...

Ondan sonrakilerden 2002 hariç hiç birine gönül vermişliğim yoktur . Yani İtalya doksan , sonrası noksan ! Bir lokantada en sevdiğim yemeği bulduktan sonra her gidişimde aynısını yiyenlerdenim ben sanırım . Başka şeyi merak etmiyorum , benimsemiyorum , istemiyorum . En iyisi oydu , diğerlerini denemesem de olur mantığı bu . Bu yüzden Sensible Soccer ve Amiga 500 sevgimden PES , FIFA ve bilimum futbol oyunları için bir kere parmaklarım çalışmamıştır . Futbol sayesinde kalbimizin zemini elbette çimdir ancak ilgi alanları , seçimler hayata etkisini illa ki gösteriyor . Öğlen oynanan Slovenya - Irak maçının süresi boyunca neler yapmaz ki bu deli gönül ! Sözün özü ve bu yazının son sözü iyi ki varsın Beşiktaş ve yaşasın çok yaşayanlar ...

Not : Eflatun ''Ben böyle bir laf etmedim derse kendi bilir !

9 Haziran 2010 Çarşamba

Beşiktaş'ta Transfer , Bu Sefer ? ...

Çıkar mı çıkarsız üçlü çektirmeye Metin - Ali - Feyyaz sete , son vermeye hasete ?
Bağırtsalar Kapalı'yı ÖZKAYNAK DÜZENİ diye .
Son verilse çocuksu karizmalar , çizilmese Q7 arabalar .
Necip biraz daha yüreklense , İsmail soldan sağ salim kesse ...
Cumali , Ali Küçik gelse tribün önüne kesilse sesler ...
Çarpsa yürekler ÖZKAYNAK diye ...
İmzalamasa milyon euro ya kulum dedirten formasız aşksızlar .
Forma aşkıysa istenilen FULYA isminde çocuklar doğsun .
Herkes illa 3 çocuk yapacaksa hepsinin adı METİN - ALİ - FEYYAZ olsun ...

16 Mayıs 2010 Pazar

Tarih Tekerrürden İbarettir ...


Ekşiden Beşiktaş'tan ...


O Çukur Böyle Çukur ...



20 Nisan'da yazmışım bu postu . Önce kupada sonra ligde baş rolde Trabzon ! Bursa şampiyon ... Fenerbahçeli arkadaşlarım çoktur , üzüldüm hayal kırıklıklarına ama köpek balonu yapan başkanlarına armağan olsun Bursa'nın ufak tefek taşları türküsü ! O çukur kazıldıkça , kibir varoldukça , başarıya giden her yol mübah sayıldıkça , Emre Belözoğlu gibiler futbol oynadıkça , medya sanki hiç bir şey olmamış gibi 'padişahım çok yaşa' diye haykırdıkça ... Bu az bile ! Allah büyüktür unutmayın Fenerbahçe Cumhuriyeti'nden bile ...

Beni Facebook denilen zıvanadan bilenler Pazar akşamı nasıl ondan çıktığıma canlı şahit olmuşlardır . Bu yüzden sinirsel durumu yenip birşeyler karalamak işime şimdi geldi . Yoksa hem pişman olacağım şeyler okuyacaktınız hem de tepki olarak Fenerbahçeli annem başta olmak üzere tüm sülalem sorgulanacaktı . Böylesi iyi oldu , üstünden zaman geçtikçe unutulmayacak tek şey Şaplorenz televizyondur cümlesinden mütevellit yatacak yerin yok lan Bilica !

Sahaya 412 savunma oyuncusuyla çıkmanın bedelini 1 dakikada ödetince usta ayak Alex , yedek kulübesinde yersin böyle tırnak yanında cornflakes ! Hangi akla hizmettir kazanman gereken bir maça 312 ön libero , 64 sol bek ve 26 stoper ile başlamak ve al sana hızlı kapak ! Sakat Tello'dan medet ummanın Burak Kut'tan dünya starı yaratmayı beklemekten ne farkı var ? Çeşme'de yitirilen bir sezonun iki gözü iki çeşme kalmış taraftarından ne istiyorsun ? 2.500 kişi ve bir çükü başı açıkta terbiyesizin günahı ne peki ? Televizyondaki milyonların ? Bu mudur son atımlık barutun ? Camianın heyecanlandığı bir pozisyon yoksa koskoca 90 dakikada şimdiden nasıl beklersin önümüzdeki sezon heyecanlansın bu taraftar be usta ? 2 haftalık hakem hatalarıyla mı kaybedildi bu sezon yoksa ilk 8 haftadaki teknik adam hatalarıyla mı haydi gel de bunu sorgula ! Haketmedi Beşiktaş , kazanmayı , şampiyon olmayı , iyi oynamayı . Mücadeleye eyvallah , emeğe bravo ama galibiyet sadece bunlarla gelmiyor . Kahinlik ise artık ortçağda , atın mesaj gelsin kupa . Yok yaa !

Fenerbahçe'ye tebrikler . O yola girmişlerdi , bir şekilde çıkmamayı başardılar . Ama o ''bir şekil'' dediğimiz şey zurnanın eşelendiği yer ola ki ne desem boş . Ne söylesem faydasız . Zira maç öncesi köpek balonları yaptıranlar , rakip taraftarı köpek yerine koyanlar ve misafir yöneticileri azarlayanların sonunu pek hayırlı görmüyorum . Maç sonunda Beşiktaş tribünlerine gelip cebindeki parasını gösterenler yaşayacak ne yaşanacaksa . Bu şekilde bir Denizli faciası yaşanmıştı . Bir diğeri de bu sene olacak gibi . Bu kadar ah alınırsa ; kibir , pişkinlik ve ahlaksızlık kazanma adına bu denli zirve yapmışsa Allah büyüktür , çıkartır . Bir yerden bir şeyden çıkartır . Hem de öyle bir çıkarır ki buna ne Mehmet Topuz'un kramponları set çeker , ne Bilica'nın eşelediği çukurlar mani olur ne de Emre Belözoğlu'nun sınırsız antipatikliği engel olur . Başbakanın bile bu kadar korunmadığı ülkede Emre Belözoğlu'nun durumu istisnadır . Kırmızı kart nedir bilmeyen , her pozisyonda vuran , kıran , itiraz eden , kasti tekme atanlara göz yumulursa , en büyük futbol ahlaksızlığının çukurunu kazanlar ceza almıyorsa , onca sinir harbi , küfür ve itişmeye birşey yapılmayıp ayırmak için gelen adama kart çıkarılıyorsa , ne dirsekler ve ne tekmeler gözden kaçıp iki kırmızı ile rakip takım eksik bırakılıyorsa Allah büyüktür , çıkartır . Sevincin en zirve noktasında çıkartır , tam ulaştım , kavuştum , aldım dediğin an çıkartır . Ulan altı üstü bir kupadır , üç puandır , istatistiktir bu olay . Neyin hırsı , savaşı ve adiliği bu ? Kazanmak bu kadar önemli midir ? Her yol mu mübahtır kardeşim bu yolda ? Ne yaparsan yap kazanmak mıdır amaç ? Yazıklar olsun , binlerce kez yazıklar olsun ...

Hakem ve yardımcıları hakkında konuşacak bir şey yok . Onlar görevini yapmıştır . Kazanma adına verilen savaşta onlar bir araçtır , niceleri gibi layıkıyla işini ifa etmeyi başarmıştır . Bizim ne idüğü belirsiz başkanımız Levent Kızıl'a ettiği lafı yanlış kişiye yanlış harflerle yazmıştır . Bu gözler Evren Dölek'i de gördü Serkan Gençerler'i de . Biz güçlü olmadıktan sonra gerisi hikaye ...

Son sözümü Alen Markaryan'dan alıntı yapayım . Futboldan soğumak için güzel bir haftayı da böyle kapayayım ;

''Ne kupalardır ne de şampiyonluklardır Fenerbahçe'nin büyüklüğü . Bilica'dır , Emre'dir , Aziz Yıldırım'dır , tüm spor camiasına ve Fenerbahceliler'e afiyet olsundur ...''

Trabzon ...

11 Mayıs 2010 Salı

O Artık SOL'un Tek Lideri ...


Paha ...


Beşiktaş çubuklu forrma ; 75 lira
Beşiktaş Kapalı Alt kombine ; 1.150 lira
Beşiktaş - Fenerbahçe derbi primi ; 10.000 lira
Beşiktaş Kartal Yuvası aylık cirosu ; 500.000 lira
Beşiktaş yöneticisi olmak ; 1.000.000 lira
Beşiktaş Basketbol şubesi maliyeti ; 3.000.000 lira
Beşiktaş altyapısından bir oyuncu 4.000.000 lira
Beşiktaş'ın geleceğini satmak paha biçilemez ...

9 Mayıs 2010 Pazar

Annem Fenerlidir Benim

Hıncal Uluç da yapar ya hani , askere gitmeden önce annesi ile yaşadığı o unutulmaz anısını her sene yayımlar ya hani ; bizimkisi de o hesap . Gelenekselleştireyim istedim , daha önce girdiğim bir postu tekrar paylaşayım dedim . Bunu hiç bir zaman okumayacak olsa da Annem o benim daha ötesi var mı ? Seni Seviyorum güzel kadın , iyi ki varsın ...

Akraba sayısı az olan şanslı insanlardanım . Küçükken bayram ziyaretlerini yarım güne sığdırıp kalan zamanımı kız kaçıran ve torpil ile doldururdum . Sülalenin en büyüğü bizimkiler olduğundan çok fazla el öpmek için dolaşmışlığım da olmadı . Babamın ve annemin ebeveylerini göremediğim gibi amca lafını bakkala , manava bahşetmek zorunda kalmıştım . Annemin ablasına yokluktan anneanne derdim . Sitenin açılışında gördüğünüz ve sırtındaki polis yarası ile tanıştırdığım kuzenim gerçek kuzenim değil zaten . Kuzenimin çocuğu gibi birşey ! Aman çok uzadı . Asıl mesele soyadımın çevresinde toplanan bu güruhun Beşiktaş 'a gönül vermesidir . Sülalemin hepsi Beşiktaşlı derler ya , hah işte ben de onlardanım . Teyzeler , dayılar , enişteler Küçükyalı 'da oturmaktalar . Her büyük maçta mahalleyi inleten bir eniştem vardır . Klakson , zurna , korna , müzikle . 80 'li yıllarda çArşının kuruluşu sırasında tribün emekçisi olmuş , deplasman , kapalı farketmemiş kazan , Alen vazgeçmemiş , geceden beni de stada sürükleyip Beşiktaş 'ın ne demek olduğunu açıklamıştır . Benim üzerimde emeği çoktur . Teyzemden izin alıp , çocukları yatırıp ertesi günkü maça giden bir adamdır eniştem . Şimdi yeni açıkta ama semtte abiler her gördüğünde hürmet ederler . En ilginç özelliği ise alışkanlık işte , hala maça 3 saat önceden gider ! Oğlu ile 2000 senesinden beri tribündeki yerimizi alırız yanyana kombine yoluyla . Hani sahte kuzenim olan ! Dayım evlendikten sonra Beşktaş sevdasını evden sürdürmeye karar vermiş ama futbolcusunu , rengini , adını zikrettiğimizde bile gözleri parlayan bir ağabeyimizdir . Deplasman maceraları ve kavga mevzuları hala hafızamdadır . Sülaledeki ender gerçek akrabalarımdan olan öz dayım ise Almanya 'da ikamet edip ara sıra Gazhane tarafından yeni açığa nasıl bir gün önceden girdiğini anlatır geldiğinde buralara . Hatta geçen hafta koyalım artık be diye mail attı koskoca adam . İhtilal zamanında ülkeyi terketmek zorunda kaldığını ve Uğur Mumcu ile Bülent Ecevit 'in en yakın arkadaşı olduğunu duymuştum annemden . Sonra izin verildi de onu Nevizade 'de rakı keyfi yaşattım ülkesinde . Neyse ; gelelim bizim aileye . Babadan rengimizi belli ettik . Ağbeyim de aldı payını . Ama o da ne ? Aile içinde ihanet peşinde olanlar var . Kim mi , elbette kadınlar . Ablam Fenerbahçeli idi Metin Tekin parlayana kadar . Sonra bir baktık şampiyonluk kutlamalarında en önde bayraklarla ablam . O da bizim safha geçince tek kişi kaldı . Annem ...

Annem Fenerlidir benim . Bir anne ne kadar Fenerli olabilirse o kadar Fenerlidir annem . Maç seyretmişliği yoktur , takip mesafesi sınırlıdır . Maç sırasında ulusal kanal skoru sağ üstten vermese onu da bilmez . İlk 11 desem bakar kalır , anlamaz . Ama Fenerlidir işte . Metin Oktay 'ı seyretmek için ailenin büyüklerinden biri ile tribünde yerini de almıştır , Lefter , Can Bartu zamanını da yaşamıştır . Tüm yaşamı boyunca 4 Beşiktaşlı ile geçirmiş biri olarak asla yalnız değildir ya da ben onu o şekilde düşünmemişimdir . o öylesine Fenerlidir , o annedir . Ne kadar Fenerli olabilirki . Beşiktaş maçına yolcu eder beni . Dua et derim her veda sahnesinde , sevgiliye gidişte . Esirgemez , gücenmez , eder bilirim . Beşiktaş 'ın her rakibi ayrıca onun da rakibidir . O beni , ben Beşiktaş 'ı . Sevgi zincirleme devam eder . Üzgün gelirim eve maç sonu ya da bir sonraki gün görür beni mağlubiyetle kapanan bir akşamdan sonra . Teselli eder kendince . Kötü mü oynadılar oğlum diye sorar elinden geldiğince . Seyretmiştir maç sonrasını eğer yenilmişsek . Suçlu ararız beraber . Ben isyan ederim , o beni düşünür . Annem Fenerlidir benim hem de yıllardır bu kadar çok Beşiktaşlı 'nın yanında kalabilmişken . Fenerbahçe maçlarında işler biraz değişir . Önce yukarıda anlattığım eniştemin karısı annemi taciz telefonlarına başlar . Dua et bize babında . Annem o telefonlarla anlamıştır yıllardır haftasonu derbi olduğunu . Hadi lan ordan der teyzeme buradan söyleyemeyeceğim tabirlerle . Taciz bitmez . Müziğin sesini açarım sonuna kadar tüm ev duyar . Beşiktaş marşları ve tezahüratları elbette . Küfürlü olanları kapsama alanı içindeyse biraz kısılır , kabul edilebilir kısmı ise bastırılarak bağırılır . Mırıldanır ve görüşürüz der geçer gider . Büyük gün gelir , oğul evden çıkmak üzereyken annesi sorar yıllardır hep aynı şekilde :

- Ne olur oğlum maç ?
- Bilezik gibi geçireceğiz be anne ...
- Hahahaha ...
- Kusura bakma be anne ama öyle , dua et sen bize ...
- Beddua ettirme hadi git , aman kendine dikkat et .

Bu diyalog ben kendimi bildiğimden beri böyledir . Bilezik lafı artık küfür değildir bu ailede , ana-oğul arasında keyifli bir atışmadır sadece . Yenilip geldiğimde dalga geçmek yerine teselli etmeyi seçer . Daha bilezik lafının karşılığını görmemişimdir . Ancak ben değişmem hep aynısını söylerim karşıdan kontra gelmez nasıl olsa. Annem Fenerlidir benim işte . Bir anne ne kadar Fenerli olabilirse . Yarın akşam yine dejavu yaşayacağız biz . Sabah evden çıkarken annne dua et diyeceğim , o an anlayacak akşama maç olduğunu ya da şimdiden teyzem bir yoklama çekmiştir . Ulusal kanal verse de seyretmeyecektir biliyorum , dayanamaz . Ama maç başlamadan bilezik gibi diyeceğim anne geçireceğiz . Gülecek , bir anne nasıl küfür ederse o kadar edecek oğluna . Maç sona erecek yeneceğiz ya da son altısında olduğu gibi hüzün . Suratım beş karışsa annem teselli edecek , eve neşe içinde gelirsem hadi lan ordan diyecek . Sülalede ve bu gönülde tektir . Annem Fenerlidir benim . Bir anne ne kadar Fenerli olabilirse ... Ve sırf bu yüzden Fenerbahçe 'yi bile seviyorum ben ...

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Beşiktaş (Bo)Q7‏


"Okunduğu gibi mi yazılıyor abi yoksa golü yazdığı an mı okutacak herkese dua" dedi Karizma , "Hani Mitsubishi vardı bir ara bende demiştim vurduklarında sağ kapıdan çizildi Karizma !'' Yok dedim bizimkisi Kuarejma , geçen sene hatırlarsın şampiyonluğu hakeden 20 küsür genci geçip şampiyonluk gecesinde sanki takımı o şampiyon yapmış gibi bağırılan Kuarejma !

Gelişen ve değişen (!) tribün kültürünün ''Yıldız Transfer İsterük'' kaldırmasıyla Kazan'da içilen bira ! Hapşırınca Demirören Padişahım Çok Yaşa denileneceğini adım gibi bildiğim gürühun nasıl ki Pascal'ın içini boşaltma otopsisi başarı örneği olarak göz önünde yaşanıyorsa bir de sağ ayaklı sol kanatçı Haydar'dan hesap lütfen ; 40 milyon lira ! Ahanda kırkım çıktı ... Rahmetli babamdan ilk duyduğumda anlamlandıramamıştım ''Hesabını bilmeyen kasap g.tüne kaçar masat'' lafını . İlkokulda bu cümleyi paylaştığımda g.tü bilmeyene şaşırmadım da kasap ne demek diyenle ilişiğimi kestiğimi hatırlarım . 20 sene sonra örnekle açıklayayım ; buradaki Kasap Beşiktaş yönetimi . Hani daha önce Yeniköy'deki Kasapları bir bıyığa feda eden oluşumun ta kendisi . Masat ise bir çeşit bıçak bileme aracı , babası kasap havası oynayanlar oynamayanlara oynatsın ! Yabancı sınırının sadece Beşiktaş için kaldırıldığı ülkemizde 11 yabancıyı bahsi geçen cümledeki kalça ile tabir edilen bölgeye sokamayacağımızdan ötürü , bir yabancı daha almanın futbola yabancılaşma kavramından öte İtalya-Türkiye sınırındaki Fenernazionale veya İnterbahçe'ye dönme girişimlerinin sonu ne zaman gelecek merak ediyorum . 70 milyonluk ülkeden 40 milyon liralık Batuhan , İsmail , Rıdvan , Necip yaratamayanların yaradandan ötürü sevdikleri adamlara seni de alacağım basıcam kırbacı basıcam kırbacı davranışlarının yansıması kulüp ne zaman batacak paradoksu ile açıklanmadıkça ....... ayy sıkıldım cümle bitmiyor lan !

HAYIRlı olsun bu tür spektaküler transferler bu kulübe , bu yönetim zihniyetiyle Zihni bile Sinir oluyor haberleri var mı bu çocuk merak etmekte . Serdar'ın nereli olduğunu bilmiyorum , Adalı'mı Modalı mı yoksa Lost seyreden masum köylü mü anlamıyorum . Mansimov nerede , Aykaç nerede , balam yahşi menim Bakü kapıcı vesaire ! İt ürüyor Mete Dürüyor . Taraftarından korkan mesaja verirse kendini çok Quaresmalar layıktır bizlere , bağırdıkça ismini bir Pascal daha ölür dünyanın bilmem neresinde . Arda Turan'ı alsan bağrına basıp bağırır mısın Sinem Kobal yengemiz diye , yoksa yengen tosta dönmüş bir sistemin çarklarından biri mi oldun haydi söyle ! Böyle başa böyle tarrraklara gelesice tribünün en etkin forum sitesinde 'Bobo gitsin , ben geleyim , Fink kalsın altın günü yapılsın' mantığıyla önce biz seyredenler kirlendik , küfürle bezendik , sonra yönetimi pislettik . Futbolcular zaten i-pod'yumda geze geze bakıyor ay sonu maaş ekstresine gerisi hikaye . Masumluk bekliyoruz değişen dünyadan , forma aşkı , duruş , hakkaniyetli adımlar . Ancak karşımıza çıkmaktan hiç çekinmiyor Aziz Yıldırım ve taklitçileri adamlar . 40 milyona alınca Portekizli'yi yurtdışından bizim de gazımız alınıyor ya , başkan gazı ne kadara alıyor Rusya'dan acaba ? Aynı senaryonun 6. çevrimini hisseden bizler ise 6. his filmindeki gibi ölüyoruz her sezon başı , ama film devam ediyor . Baştaki anlamıyor bir daha bir daha sarıyor makarayı ...

Not : Manisa maçındaki küfür organizasyonu için 1'e , sete bu defa hangi ünlü çıkmalı diyorsanız 2'ye , maç öncesi semti açık hava çöplüğüne döndürenlere hak veriyorsanız 3'e , Ronaldinho diye bağıramak için 4'e ve Demirören'den Masalları dinlemek istiyorsanız GAZ'a basınız ...

Bir Mahmut Hoca Bir De Trabzonspor

1 Mayıs 2010 Cumartesi

1 Mayıs Emekçiler Bayramı , Yaşasın Malzemeci Süreyya


Bizimle unutamadığınız bir anınızı paylaşır mısınız? Bir maçta siz yedek kulübesinde otururken bir taraftarın size "Sen hiç konuşma bıyıklı 15 senedir maçlara geliyorum hep yedeksin" dediği doğru mu?

İşin aslı şöyle. Biz Antalya kampındaydık. Galatasaray’la Efes Kupası’nı oynayacaktık. Takım sahaya çıktı, kulübeye yerleştiler. Biz de malzemelere bakmak zorundayız orada. Taraftarın biri giyinmiş, Siyah Beyaz bayrak almış eline, tam kulübeyle yan yana bir yerde amigoluk yapıyor. Maç başladı bir iki dakika oldu, oradan bağırmaya başladı. Kulübede de hatırladığım kadarıyla Tigana, Sergen, Okan Buruk, Murat Şahin, Tayfur Havutçu oturuyor. Oradan başladı önce hocaya bağırdı değişiklik yapamıyorsun, sen git yaramaz adamsın diye. Tayfur’a bağırdı yaşlandın artık, futbolu bırak sen diye. Okan’a bağırdı sen Galatasaraylısın git orada oyna diye. Sergen’e git at yarışı oyna diye bağırdı. Baktım herkese geliyor sıra. Biz de sıralanmışız orada oturuyoruz. Kendi kendime dedim Süreyya sıra şimdi sana da gelecek. Kalktım gittim adamın yanına, “Herkes rahatsız oluyor, daha gol yok bir şey yok hemen başladın sıradan hepsini rahatsız etmeye, otur efendi gibi maçını seyret yoksa polis çağırıp seni attıracağım” dedim. Bana baktı, “Bıyıklı sen çok konuşma, 15 senedir maçlara geliyorum hep yedeksin, insan bir gün oynamaz mı?” dedi. Tabi herkes afalladı, birbirine bakıyor. Futbolcular gülmeye başladı zaten. Ama adam hala susmuyor. “Kiralık da mı vermiyorlar seni, hangi başkan hangi yönetim gelirse, sen buradasın, torpilin nerden?” diye devam etti. Böyle komik bir anıydı işte.

Bir de Kore’de unutamadığım bir anı var, malzemeci arkadaşım Ünal’la beraber. Gerçi biraz üzücü bir anı bu aslında. Kore’de bir maç yapacaktık. Maç bitti, takım çıktı önden otele gitti. Biz de Ünal’la minibüse geldik malzemeler vardı, onları aldık yavaş yavaş gidiyoruz. Ben de arka koltukta yattım, uyuyorum, 2 saatlik yolumuz vardı. Önde de Ünal bir de tercüman arkadaş konuşuyorlar. Bizim şoför ışıklarda geçmeye çalışmış. Yukarıdan bir araba gelip bir vurdu ortadan, ben sıkıştım araya. Hastaneye götürdüler, röntgen çekelim, onu çekelim, bunu çekelim bırakmadılar tabii. Sonra tekrar minibüse bindik, otele doğru gitmeye başladık. Otele yaklaşınca bir baktım, otelin önü dolu olduğu gibi. Ünal’a dedim “ Bak görüyor musun, nasıl bekliyor bizi millet, kaza yaptığımızı öğrenmişler tabii”. O da “Valla helal olsun” dedi. Tam indik arabadan bir başladılar “ Hadi ya nerede kaldınız ya” diye bağırmaya. Meğer çarşıya gezmeye gideceklermiş, otobüsle gitmek istememişler, minibüsü bekliyorlarmış. Kazadan falan haberleri yok.

Mesela benim iki çocuğum dünyaya geldi, ben hep yurtdışındaydım. Onlar da hep olaylı oldu zaten. Kıbrıs’a gitmiştik, Gordon Hoca vardı. Eşim de o zaman hamileydi. Biz gittik, bir gün sonra doğum yaptı. Bizim de 22 gün orada kalmamız lazım. Ekol olsun diye Metin, Ali, Feyyaz ‘dan dan birini koy dediler bana. Ben de hanımı aradım, çocuğun adını koymayın da maçlar başlayacak, ilk gol atanın ismini koyarız dedim. Sonra geldik İstanbul’a, aradan 15 gün daha geçti. Tam 1,5 ay oldu. Eşim sabırsızlanıyor tabi artık. Araya Milli Takım girdi, 15, 20 gün de öyle bekledik. Sonra burada Trabzonspor’la oynadık, berabere kaldık. Diğer hafta Bursa’ya gittik, orada da berabere kaldık. Sonra geldik burada Karabük spor’la oynayacağız artık. Karabük de yeni çıkmıştı lige. Artık 5, 6 olur diyoruz. Metin, Ali, Feyyaz hepsi atar diyoruz. Birinci devre bir tane İngiliz oyuncu vardı, Walsh, o bir gol attı. İkinci devre oldu ama gol olmuyor. Son dakikalara geldik artık, Walsh girdi yine sol taraftan, Metin’le Feyyaz’a çıkarsa gol olacak. Bomboşlar, kimse yok. Kaleci zaten ayaklarını uzatmış. Orada kalecinin altından yine gol oldu, yine Walsh attı. Maç bitti 2-0, hanımı aradım babamın ismini mi koyacaktık ne koyacaktık, koyalım artık şu çocuğun ismini dedim.

Kızımda da yine aynı, İsviçre’deyim bu sefer. Yağmur yağıyor tabi orada sürekli. Tam sahaya geldik, Ünal’la beraber sahadaki işlerimizi hallediyorduk. Ahmet Ateş var bizim kulüpten. O sahaya geldi bana işaret ediyor, gel gel diye. Gittim yanına. Yağmurdan sırılsıklam olmuşuz ama. İstanbul’dan haber geldi, kızın oldu dedi. Ben de iyi dedim alıştık artık. Tabi futbolcular falan, herkes beni tebrik etmeye başladı. Del Bosque Hoca vardı o zaman. Merak etmiş o da sormuş kızı oldu demişler. Çağırdı beni yanına, gittim. Tabi o konuşuyor ama anlamıyorum ben, teşekkür ediyorum öyle. Tercüman geldi yanımıza. Meğer ismini ne koyduğumuzu soruyormuş. Hoca daha yeni geldik buraya ama dedim, ellerimi yukarı kaldırdım, Allah büyük dedim. O da ben ellerimi havaya kaldırınca, Yağmur koyduk anlamış. Yoksa Yağmur mu koydular ismini dedi tercümana. Ben de tamam o zaman Yağmur olsun dedim hocaya. Eşimi aradım Yağmur koyalım adını dedim, öyle karar verdik.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Horozun Gocuğu Leziz Kaldırım !

Semtte içilen kutu biraları yanyana dizsen dünyayı dolaşır mı ?
Yakılan meşalenin dumanı atmosfere yetişir mi ?
İçeri sokulmayan pankartlardan bir orman yaratılır mı ?
Bir tiyatro sanatçısı 40 senelik kariyerini sete çıkmasıyla harcayabilir mi ?
Mustafa Denizli sevgi gösterisinin satır arasındaki mesajı alabilir mi ?
Ayağa kalkmayan şeref tribünü Fenerli olur mu ?
Holosko'nun pişmesini beklemek bir ömür sürer mi ?
Rıdvan bir daha ilk 11'de kendini görür mü ?
Penaltı vermeyen hakemler rahat uyuyabilir mi ?
Bünyamin - Göçek - Kuddusi birlikte 3-5-8 oynar mı ?
Bir şeyi kırk kere dersen olur mu ?
Küfür çare mi , çare bu mu , bu doğru mu , doğru ne ki ?
Adaletin olmadığı yerde anarşi başlar mı ?
Başlayan tek şey çözülme mi ?
İtalya'dan futbolcu değil de savcı gelir mi ?
O savcı Nobre'den fazla gol atar mı ?
Başkan yine mesaj atar mı ?
Msn kullanır mı , facebook'tan dürter mi , twitter'dan ittirir mi ?
Transfer yine , yeni ve yeniden başlar mı ?
1 sene sonra aynı acı son yaşanır mı ?
Hayat kendini tekrarlar mı ?
Bir takımın kaderini çizmek bu denli kolay mı ?
Bu çocuk bunları yazarken üzülmez mi ?
Hatta deliren sadece Üzülmez mi ?
Aynı sona hazırlıklı olunca kombine almaktan vazgeçilir mi ?
Beşiktaş'a küsülür mü , küsülen esasında hayat mı , hayat da Beşiktaş mı ?
Beşiktaş ...
Nedir ki ?
En sevdiğin dostlarını sadece başka takımlı diye üzmek reva mı ?
Hayatının tam göbeğine bu denli koyulur mu ?
Bu cümlelerin ömrü bir sonraki İnönü ziyareti süresi mi ?
Neden böyle çaresiz bir sevgi ?
Neden bu denli kana işlemiş ki ?
Ve ben neden hala yazıyorum ki ...

21 Nisan 2010 Çarşamba

Sağlığına Atam ...


Güzel bir Galatasaraylı olan Alp (Hekimoğlu) abim aradı geçen gün akşam vakti . Biraz Emre Belözoğlu'ndan iğrendik , azıcık da Bilca'ya sövdük beraber . Havalar , kül bulutu , anayasa falan derken ''Tam senin bir blogluk bu hikaye'' cümlesinin altını hoşça kalınca çizerek bir olay anlattı bana . Ben çok etkilendim , hafif gözler de doldu hani . Bu güne kadar dikkat etmemişim dedim . ''Ben bunu gözümle gördüm oğlum'' deyince eyvallah dedim . Gören , bilen , duyan varsa paylaşsın . Abime fiyakalı bir selam çakıp hikayeye geçeyim , fazla meraklandırmadan cümleleri onun ağzından özenle seçeyim ...

''Beşiktaş Kulübünden bir tanıdığım var . Geçen gün beni aradı , gel seni Trabzon maçına götüreyim dedi . Eyvallah dedim haliyle . Maç öncesi her Beşiktaşlı'nın yaptığı gibi semtteydik . Kazan'ın orada takıldık , bağıran , çağıran , keyifle içkisini yudumlayana eşlik ettik . Sonra maçın başlamasına yarım saat kala stada doğru hareketlendik . Ağaçlı yolda yürüyoruz . Bir insanın ölmeden önce yapması gereken şeylerden birisidir o ağaçlı yoldan şarkılarla stada yürümek (bunu ben dedim tabiki) . Derken yanımdaki arkadaşım önümüze yürüyen birini işaret etti .

- Bak Alp . Şu adamı görüyor musun hani elinde rakı kadehi olan ? Birazdan ileride sağdaki Atatürk resimlerinden birinin altında duracak ve kadehini Atatürk'e kaldırıp hemen resmin altındaki küçük bir boşluğa bırakıp devam edecek ...

Anlamadım önce ne dediğini , şaşırdım . Takip edeyim bakalım ne yapacak dedim . Sonradan öğrendiğime göre o adam tribünün eski abilerindenmiş . Herkes bilir , tanır ve saygı gösterirmiş . Gözüm üstündeydi artık abinin . Stada çok az kalmıştı ve benim gözlerim abiyi takip ediyordu . Arkadaşımın dediği gibi mi yapacaktı yoksa ... Demeye kalmadı sağ taraftaki Atatürk resimlerinden stada yakın olanlarından birinin önünde durdu . Elindeki rakı kadehini Atatürk'ün şerefine kaldırıp ''Sağlığına Atam'' dedi . Şok olmuş şekilde abiyi izliyordum . Sonra resmin hemen altındaki küçük bir bardak sığacak şekilde oyulmuş kavuğa elindeki kadehi bıraktı ve yürümeye devam etti . Ben daha ne olduğunu anlamadan da gözden kayboldu . Baktım o küçük boşluğa kadeh orada son yudumu içilmemiş şekilde duruyordu . Atatürk'e bırakılmış son yudum , Beşiktaş maç öncesi yıllardır tekrarlanan bir durum ! Kalakaldım ...
''

Olaya bak ! Ne racon ama ? Geleneği buymuş abinin , her maç öncesi bunu yapmadan stada girmezmiş . Duyduğumdan beri bu olayı hangi resmin altında acaba düşünmeden edemiyorum o bir bardaklık boşluğu . Sivas maçı var önümüzde bakacağım , gözlerim elinde rakı kadehi olan abiyi ve son yudumu bırakılmış kadehi arayacak . Benden önce bulan , gören , duyan olursa beklerim yorumları . Ama hala şaşkınım nasıl daha önce haberim olmadı ? Nasıl atlamışım bu olayı ? Tanımasam da o esaslı abiyi daha önce bu çocuk tarafından ilk kadeh de onun için içilecektir bu böyle biline ...

Sadece Futbol Seyretmek İstiyorum ...


Kasımpaşa - Beşiktaş ; 50 lira ...
Kasımpaşa - Galatasaray ; 120 lira ...
Kasımpaşa - Fenerbahçe ; 120 lira ...

Bu sezon üç büyüklere satılan ve satılacak bilet fiyatları bunlar . Trabzon da sanırım 50 lira civarındaydı . Vallahi çok olmuş be ! Neyse ... Cebimde şu an iki tane Kasımpaşa kombinesi duruyor . Sezon başında 100 liraya aldığımı ve 3 arkadaşıma da aldırdığımı bir daha bir daha söylemeye gerek yok . Geçtiğimiz Pazar akşamı Emre Belözoğlu'nun kafasına isabet edecek materyalleri düşünürken şimdi bu maça gidip sadece bol gollü bir mücadele izlemek istiyorum . Bilica'sı olmayan savunmanın bol sarı kart ceza sınırındaki Kasımpaşa takımına karşı neler yapacağını görmek istiyorum . Daum - Vural tokalaşmasını , çekişmesini , kapışmasını en yakından takip etmek istiyorum . Beşiktaş'tan bile fazla gol atan , bol gollü galibiyetlerin takımı Kasımpaşa'nın cefakar apaçileriyle beraber ''Semt Aşkı'' diye bağırmak istiyorum . İzmirli Yekta'yı , ikinci baharındaki Murat Erdoğan'ı , on beşinci sonbaharındaki Cenk İşler ile birlikte gol sevinci paylaşmak istiyorum . Koray Avcı'nın eski bir tanıdıkla karşılaşacağı anın hazzına varmak için gidiyorum . Sancak ve Şahin Güneş'i canlı izleyerek ''yetenekli bir futbolcunun doğuşu'' minvalinden yıllar sonra oradaydım demek istiyorum . Büyük usta Alex'in aklının , ayağının ve liderliğinin İstanbul'un en şahane manzaralı ikinci butik stadında bir keze daha tadına varmak istiyorum . Oynarsa Gökhan Gönül'ün yürekli mücadelesine tanık olmak için orada bulunmak istiyorum . İlk 8 maçında 8/8 yapan ve şampiyonluk yolundaki Fenerbahçe'yi , ilk 6 maçta 6/0 yapan ve ikinci yarıdak performansıyla bu ligde ben de varım diyen Kasımpaşa'yı doya doya izlemek istiyorum . Bırakacağım Emre Belözoğlu'nun antipatikliğini veya Lugano'nun çirkefliklerini . Bıktım futbol konuşamamaktan , keyif alamamaktan , hakem yazmaktan , yönetimdeki yönetme özürlülerle uğraşmaktan . Sadece futbol için , futbolu çok sevdiğim için . Gidiyorum ...

Ne Yazacaktım , Neler Yazdırdın Bana Aziz Yıldırım ...


Maç öncesi düşüncelerim ... 17 Nisan Cumartesi ...

Mevzubahis bu keyifli derbiyse ben ve benim yaşıtlarımdaki tüm Beşiktaşlılar güzel bir çocukluk geçirmişlerdir . O kadar çok yendik ki rakibi sanki bütün hayatım Fenerbahçe mağlubiyeti görmeden geçecekmiş gibi hissetiğimi hatırlıyorum . Olmadı elbette . Uche'nin yaradana sığınıp verduğu top önce filelere sonra benim ergenliğime maloldu . O maçın devre arasında ışıklar kesildiğinde kafaya koltuk yiyen biri var , işte o benim . Biz büyüdük ve kirlendi dünya ! Lukovcan'dan Müjdat'a , Hüsamettin'den Vişneski'ye , Metin 3'ten Şenol'a , Veselonoviç'ten Milne'ye ve Metin Aşık'tan Süleyman Seba'ya . Efsane Maraton'da direk arkasından da baktım o sahaya eski açıkta Fenerliler'e 15 metre uzaktan da . Bu gözler neler gördü neler . 5-1'i de dün gibi hatırlıyorum 2-1'lik Hakan Tecimer'i de . Bazen 3-4'ten sonra derbi bitmiştir desem de aklıma hemen üst üste iki sene şampiyonluk maçında kendi saha mağlubiyetlerimiz geliyor . Bitmiyor geçmiyor , yenen yenilen sevinen üzülen hep bizler ve bizim gibiler . Ne güzeldir ki bu tür rekabetler var ve bizler tarafız , taraftarız . Bekle bizi Pazar , soğukkanlılık kayboluyor azar azar ...

20 Nisan 2010 Salı

Yabancıyız Beşiktaş'a ...

Tello , Delgado , Bobo , Zapo , Ferrari ,
Fink , Ernst , Holosko , Sivok ve Tabata ...
At atabilirsen sat satabilirsen !
İstikrar ara ki bulasın bunlarda maalesef hep meşgul .
Ferrari canımdır , Ernst kanım , Sivok iyidir , Bobo kalsın .
Delgado ve Tabata'yı seneye görün siz .
Zapo iki senedir şampiyon .
Holosko Dünya Kupasını kaldıracak .
O zaman Tello ve Fink yolcu sanırım .
Peki alınması muhtemel 2-3 süper yabancı sözü ?
35 yaş üstü sözleşme imzalananlar hani ?
Yeniden yapılandırma , genç oyuncular , Mustafa Denizli ?
Başkan , stad , Avrupa , seyirci , kombine ...
Beşiktaş'ı tutuyorum diyen ben , nereden tutarsam tutayım
Elinde kalıyor Beşiktaş ...
Peki elde ne var ;
İKİ KUPAYI ve SENİ DÖVDÜLER STADDA , UNUTMA !

Fenerbahçe O Çukura Düşecek ...


Beni Facebook denilen zıvanadan bilenler Pazar akşamı nasıl ondan çıktığıma canlı şahit olmuşlardır . Bu yüzden sinirsel durumu yenip birşeyler karalamak işime şimdi geldi . Yoksa hem pişman olacağım şeyler okuyacaktınız hem de tepki olarak Fenerbahçeli annem başta olmak üzere tüm sülalem sorgulanacaktı . Böylesi iyi oldu , üstünden zaman geçtikçe unutulmayacak tek şey Şaplorenz televizyondur cümlesinden mütevellit yatacak yerin yok lan Bilica !

Sahaya 412 savunma oyuncusuyla çıkmanın bedelini 1 dakikada ödetince usta ayak Alex , yedek kulübesinde yersin böyle tırnak yanında cornflakes ! Hangi akla hizmettir kazanman gereken bir maça 312 ön libero , 64 sol bek ve 26 stoper ile başlamak ve al sana hızlı kapak ! Sakat Tello'dan medet ummanın Burak Kut'tan dünya starı yaratmayı beklemekten ne farkı var ? Çeşme'de yitirilen bir sezonun iki gözü iki çeşme kalmış taraftarından ne istiyorsun ? 2.500 kişi ve bir çükü başı açıkta terbiyesizin günahı ne peki ? Televizyondaki milyonların ? Bu mudur son atımlık barutun ? Camianın heyecanlandığı bir pozisyon yoksa koskoca 90 dakikada şimdiden nasıl beklersin önümüzdeki sezon heyecanlansın bu taraftar be usta ? 2 haftalık hakem hatalarıyla mı kaybedildi bu sezon yoksa ilk 8 haftadaki teknik adam hatalarıyla mı haydi gel de bunu sorgula ! Haketmedi Beşiktaş , kazanmayı , şampiyon olmayı , iyi oynamayı . Mücadeleye eyvallah , emeğe bravo ama galibiyet sadece bunlarla gelmiyor . Kahinlik ise artık ortçağda , atın mesaj gelsin kupa . Yok yaa !

Fenerbahçe'ye tebrikler . O yola girmişlerdi , bir şekilde çıkmamayı başardılar . Ama o ''bir şekil'' dediğimiz şey zurnanın eşelendiği yer ola ki ne desem boş . Ne söylesem faydasız . Zira maç öncesi köpek balonları yaptıranlar , rakip taraftarı köpek yerine koyanlar ve misafir yöneticileri azarlayanların sonunu pek hayırlı görmüyorum . Maç sonunda Beşiktaş tribünlerine gelip cebindeki parasını gösterenler yaşayacak ne yaşanacaksa . Bu şekilde bir Denizli faciası yaşanmıştı . Bir diğeri de bu sene olacak gibi . Bu kadar ah alınırsa ; kibir , pişkinlik ve ahlaksızlık kazanma adına bu denli zirve yapmışsa Allah büyüktür , çıkartır . Bir yerden bir şeyden çıkartır . Hem de öyle bir çıkarır ki buna ne Mehmet Topuz'un kramponları set çeker , ne Bilica'nın eşelediği çukurlar mani olur ne de Emre Belözoğlu'nun sınırsız antipatikliği engel olur . Başbakanın bile bu kadar korunmadığı ülkede Emre Belözoğlu'nun durumu istisnadır . Kırmızı kart nedir bilmeyen , her pozisyonda vuran , kıran , itiraz eden , kasti tekme atanlara göz yumulursa , en büyük futbol ahlaksızlığının çukurunu kazanlar ceza almıyorsa , onca sinir harbi , küfür ve itişmeye birşey yapılmayıp ayırmak için gelen adama kart çıkarılıyorsa , ne dirsekler ve ne tekmeler gözden kaçıp iki kırmızı ile rakip takım eksik bırakılıyorsa Allah büyüktür , çıkartır . Sevincin en zirve noktasında çıkartır , tam ulaştım , kavuştum , aldım dediğin an çıkartır . Ulan altı üstü bir kupadır , üç puandır , istatistiktir bu olay . Neyin hırsı , savaşı ve adiliği bu ? Kazanmak bu kadar önemli midir ? Her yol mu mübahtır kardeşim bu yolda ? Ne yaparsan yap kazanmak mıdır amaç ? Yazıklar olsun , binlerce kez yazıklar olsun ...

Hakem ve yardımcıları hakkında konuşacak bir şey yok . Onlar görevini yapmıştır . Kazanma adına verilen savaşta onlar bir araçtır , niceleri gibi layıkıyla işini ifa etmeyi başarmıştır . Bizim ne idüğü belirsiz başkanımız Levent Kızıl'a ettiği lafı yanlış kişiye yanlış harflerle yazmıştır . Bu gözler Evren Dölek'i de gördü Serkan Gençerler'i de . Biz güçlü olmadıktan sonra gerisi hikaye ...

Son sözümü Alen Markaryan'dan alıntı yapayım . Futboldan soğumak için güzel bir haftayı da böyle kapayayım ;

''Ne kupalardır ne de şampiyonluklardır Fenerbahçe'nin büyüklüğü . Bilica'dır , Emre'dir , Aziz Yıldırım'dır , tüm spor camiasına ve Fenerbahceliler'e afiyet olsundur ...''

Mrak ?

Slm zgner ; srmasi yıp b orsp ccgu blica v mre blzglu n zmn krt grcklr caba ? Ptum kib bye ...

14 Nisan 2010 Çarşamba

Sus ...

Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil ...

İmza : Yıldırım Demirören

Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil ...

İmza : Ters Manyel ...

12 Nisan 2010 Pazartesi

Bu Site İyi Bir Site , Bu Site Şerefli Bir Site ... (Yaşar Usta)


Bu site güvenli , temiz ve huzurlu . Otoparkı var , havuzu ve çocuk parkları da . Aidatları az . Bu yüzden çok tercih ediliyor sanırım . Yoksa Ntv Blog Ödülleri yarışmasında nasıl finale kalacaktı ? Şimdi sıra sizde , takipçi site sakinlerinde . Oy vermenin dayanılmaz sorumluluğu ile yapmanız gereken basit ;

Siteye girin hatta lavaş giri'n ! Spor kategorilerinden Ters Manyel' bulun ve oy verin anacığım ... Haydi selametle ...

Not : Kaybedersem Yunanistan'a kadar yüzeceğim ...

Link : Ntv Blog Ödülleri

Galatasaray Taraftarı Silkin ve Kendine Gel

Bu sene ligimizde (edit by gurbet kartalı) Egemen ve Nonda'dan sonra üçüncü hat-tricki yapan Milan Baros'u tevkif ederek yazıma başlasam Galatasaray taraftarı beni de ıslıklar mı acaba ? Ki ben 30 yaşında olup da hala ıslık çalmayı bilmeyen çemçük ağızlı insanlardan biriyim hem de . Hani diyorum viski ile yıkansam , şampanya ile arınsam bu modeller bana kal der mi ? Yok yok bu fiyatlar bana al desin , daima maç biletleri 20 liradan başlayıversin . Ne olursa olsun herkes gelsin , gelmeyen Mevlana'dan pide yesin ! Yesine nokta komdan mayo aldım mı cevap ; evet , peki neden Galatasaray taraftarı büyük kaptan Arda'sını ağlatmak istemekte ? Arda ağlar da ele ne geçer o muamma ! Pankart ters açılınca total futbola değil kaosa yardım edilir , Jo protesto edilirse Haldun Üstünel üzülür . Ne yani Sivasspor'un 2 puan üstünde mi Galatasaray ? Kolay fikstürünü 3 puanla doldursun önümüzdeki sene , Barcelona'yı seyrettirecek bu kadro sizlere Ali Sami Yen'de , Aslantepe'de . Rakip doğunun Paris'i , Hilton'da kalmışlar maç öncesi , bundan iyisi Şamdak Ayısı ! Destek ol işte , ıslığı rakibe geçince top üzerinden öttür , çağır bir kez rica et ; isim değil cisim istiyoruz bizler inandık siz de inanın lan de . Lan deme ayıp ! Kolayını yapmaksa olay , santrayla birlikte lay lay lay ! 5 dakikalık sessiz kalmaksa mesele , mesele o değil mesele . Mesele her neyse ... (Ezel başladı)

11 Nisan 2010 Pazar

Kral Çıplak Değil , Yok !

Polis Haftası kutlu olsun !
Gezici tim Bünyamin veleddalin amin ...
Tahriğin , no avantajın ve beceriksiliğin hakim rengi ; hakem .
Hak'em Alajuvan bile gördü eli , bizimki no-el baba !
Burak Yılmaz'ı atamadıktan sonra neden yazıyoruz ki biz ?
Erman Toroğlu sevsin seni emi .
Adaşı Malatyalı olan vardır bilen bilir .
Bundan tam 23 sene öncesini hatırlattı Bünyamin .
Şampiyonluğa giderken çizgiden topu çıkartmıştı .
1-0 yenilmiştik Doğan'ı ve Şahin'i bol sarı kırmızılılara (!)
Çocuk gözlerimden akan yaşlar dün toplandı durdu aynı yerde .
Ama akmadı bu sefer .
Ordu'nun dereleri aksa yukarı aksa der gibi
Aynı şehrin komşusu iyi oynadı dün , haketmedi Beşiktaş .
Gerçi oraya da kalmazdı maç .
Bünyamin ve yardımcı kolluk kuvettleri dur dedi .
Bırak Bursa ile Fenerbahçe devam etsin istedi .
Geçen sene kupa finalinde 4-1 olan skoru
Son dakikada 4-2 yapan aynı Bünyamin .
Nefret ettiğimiz iki mesleği bünyesinde barındıran Bünyamin .
Şampiyonluk gitti , amin !

Serdar Özkan ile başla Yusuf'u sonradan sok .
Olmadı tam tersi .
Nobre'yi al orta sahada oyun kur .
Olmadı Holosko'yu çıkart .
İşte Beşiktaş kadrosunun alternatifli yapısı !
Bu kadar .
Sadece bu .
Kazanmak zorunda olan takımın evinde rakibi karşılaması .
Sarı kart sınırında olan dört ön liberonun göz markajı yapması .
Top her Alanzinho'ya gelince artan nabız sayısı .
Buna rağmen kaçan goller .
Beşiktaş forması giyen iki kalecinin de güzel performansı .
İki haftadır gol yok .
Uğur İnceman'ı bile beğenen ben .
Her hafta daha da kötüleşen Kapalı tribün .
İmzalanan 35 yaş üstü huzurevi .
Mustafa Denizli ve istikrar kelimesi !
Nereden bakarsan bak yanlış .
Nereyi tutarsan tut elinde kalıyor .
İki kupayı unutmadım vefasızlık yapmadım .
Ama ben bu işin altından da kalkamadım !

Bursa berabere kalır , yazarın her söylediği havada kalır .
Hikaye baştan yazılır .
Beşiktaş yeniden umutlanır ...
Ben bu işten vallahi sıkıldım ...

4 Nisan 2010 Pazar

Fenerbahçe O Yola Girdi ...

Fenerbahçe yendi Alex sağolsun . Sarı Melekler yenildi canları sağolsun . Bir stadı bu kadar doldurup maç sırasında bayanları koridordaki televizyonlardan seyrettiren adam ; Aziz Yıldırım . Ne mutlu Fenerbahçeli olana . Hem şampiyonluğa giden takımları var , hem ülkedeki ilk şampiyonlar ligi gören bayan takımları var , hem bu kadar çok kişi dolduracak stadları var ve hem de futbol maçı sırasında koridordaki televizyonlardan voleybol maçını seyrettiren konfor var . Kim ne derse desin Aziz Yıldırım büyük adam ! Sevimsiz de olsa başarıya giden her yolu mübah da görse büyük adam .

Oleyyyy saldır Beşiktaş'ım oley tezahüratı bir Galatasaray maçı kazandırmıştı Beşiktaş'a Nobre ile . Yaklaşık 5-6 dakika sürdü diye hatırlıyorum ve bol korner . Bu akşam Fenerbahçe tezahürata gerek duymadan bu bahsettiğim şeyi 90 dakikaya yaydı yayık ayran misali . Bu ne güzel bir gaza gelmedir , bu ne keyifli bir hırstır . Bir Beşiktaşlı olarak iki futbolsever olarak ve üç insan olarak hayran kalmamak elde değil . Şampiyonluk yürüyüşü böyle bir şeydir , o yola girildi . 3 sene üstüste şampiyonluk sözünün veridliği sene ; o sene bu sene !

Yarın akşam Sivasspor'un olası bir puan kazanması zirvede iki takımı başbaşa bırakır . Karşı yakadaki rakibimizin fikstürü avantajlı ancak unutulmaması gereken şey Beşiktaş . İki takımla da oynayacak ve şampiyonu belirleyecek . Belki de altıda altı yapıp hata bekleyecek . Kibariye'den Kimbilir şarkısı fonda çalıyor gibi düşünün öye okuyun bu yazıyı . Kimbilir belki de ...

3 Nisan 2010 Cumartesi

Şike Şike Baba ...

Şike ; sahanın içindeki kahramanların figüran rolüne göz kırpmasıyla gerçekleşen etikten nasibini alamamış çiğ sütü favori içeceği haline getirenlerin hareketidir . Bursaspor taraftarı Ankaragücü'nü destekleyince şike olmaz . Arabasının plakasında 16 yazan adamın Sapara'nın ortasına kafa vurmadığı müddetçe sorun yok . İster insan oturduğu yerden Beşiktaş'ın anasına küfür eder isterse hiç üşenmeden gelir 300 kilometre başkente düşmanının düşmanını fütursuzca destekler . Engelleyemezsiniz . Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler . Adam olan anlar babında Smith yesin !

Tık Tık Tık ...

Suçlu !
Ayağa kalk desen kalkamaz , sakat .
Sakata geldik kardeşim hoca ne yapsın ?
Bursa gazıyla ve Gecekondu alt yapısıyla
Dalga dalga gelenle dalga geçilmez .
Ayıp !
Onlar oynadılar bizimkiler seyrettiler .
Bobo hem asist hem gol mü atacaktı Yusuf yokken .
Ki Yusuf Yusuftu Beşiktaş maç boyu .
Hakem penaltıyı vermedi .
Rothen'e kırmızı göstermedi .
Alıştık her maç skora etki edenlere .
Allah kimseyi evsiz barksız bırakmasın .
Belediye görevini yap , gecekonduyu site yap !
Beşiktaş'a edilen küfürler kadar
Başınıza dozer düşsün .
Siz şükredin çıkaraacak tavşanımız bile yoktu .
Yoksa hocamız oooooo ...

Şapkayı önümüze ve önümüzdeki maçlara bakma zamanı .
Her hafta değişen sıralama haftaya yine değişir .
Müsterih oldum ben !
Siz de olun .
Trabzon - Fenerbahçe = 6 puan artık farz oldu .
Ezan okunuyor ben duaya gidiyorum .
Hadi Allah kabul etsin ...

Gecekondu

''Lan siz burada bağırırken belki de şu an evinize dozer giriyor.''

Dün akşam maç esnasında kamera tribündeki Ankaragücü taraftarını (Gecekondu) gösterince yanımda oturan arkadaşımın yorumu .

2 Nisan 2010 Cuma

Ma Çönü

Sakat maç dedim usulca arkadaşımın kulağına .
Evet çok sakat var dedi .
Bir de Bursasporlular falan filan ...
Logar kapağı bu sefer kime gelir dedik .
Benim adayım Ekrem .
Onun adayı Ramiz Dayı ...
Ara verilmiş Ezel'e , senaristi beyin kanaması geçirmiş .
Geçmiş olsun .
Bobo dedi ...
Dedim ona ne olmuş ?
Tek başına alırsa önümüzü görürüz ...
Yoksa ne görürüz ?
Karıştırma oraları !
Click click click
Who are you ?
Bugaboo
Your mother pussy .....
Mustafa Denizli'nin saçı çok beyazladı be abi ...
Beşiktaş bu boru mu ?
Demirören nerede ?
Geri planda .
Bugüne kadar durmadan gaza geliyordu
Artık geri çekilip kendini gaza vermiş !
5 imza için ne diyeceksin ?
Huzurevine hoşgeldiniz !
Ama vefa
Bozaaaaaaa ...
Ferrari Gökhan Zan'ın yarısı
Geçti oğlum 1 Nisan ...
Lan blogun var şaka postu atmıyorsun
Çetin Çiftçi'yi özledim ...
16. dakikada nasıl bağrılacak sence ?
İlk devredeki maçta ''Dakika onaltı Bursa .......
Diye bağırılmıştı !
İsmail Köybaşı atmıştı di mi ?
Nerede o ?
Emektar arkasından bilet almış !
Rıdvan ?
Sakat ...
Batuhan ?
Sinan'ın Vardar bir bildiği !
Japonya'nın düşmanı kimdi ?
Çin çin !
Tutti Furitti ?
Çin çin !
Toraman'ı çok seviyorum abi ...
Ben de ...
Zor maç ...
9 kişiyle defans yapıyor oğlum bunlar ...
Yine haftasonunun keyfini Beşiktaş belirleyecek ...
Tahmin ?
Fink - Bobo ...
Bay Tahmin ?
Teoman'ı torpidoya sokarım ben ...
Şampiyon ?
Beşiktaş ...
En büyük ?
Beşiktaş ...

30 Mart 2010 Salı

Marka Değerini Yükseltenler (!) ...

Ali Gültiken


Sağ bek olduğunu hayal meyal hatırlıyorum . Gönlümün forvet mevkisinde yer alır . Metin ile Feyyaz'ın ortasındadır , ortada kalmıştır . Ne Metin olmuştur ne de Feyyaz . Metin Tekin herkesin kahramanı , Feyyaz ligin gol kralı , Ali Gültiken ise kelimenin tam anlamıyla şanssızdır . Yoksa 30 gol atıp kral olamadıysa Tanju ile aynı döneme , sadece 7 kere milli olmasıyla şerefli mağlubiyetler dönemine denk gelmesi başka türlü açıklanamaz . Eski Bakırköy 74 sinemasının karşısında Gültiken gömlek mağazasına girip içeride mi diye bakmışlığım da vardır . Sakatlandığı anı mıh gibi tutuyorum aklımda , bir Galatasaray maçı ceza sahasının köşesi ve dönen diz , kader , talih ! Futbolu bıraktıktan sonra akılda kalan hatırası yok . Yıldırım Demirören onu yolladıysa onun suçu eminim yoktur . Şimdi Göztepe ile anlaşmış , hayırlısı olsun . O Beşiktaşlı Ali'dir ve o kravat ona hiç yakışmamıştır ...

Esnaf Delirdi

Sahaya Bedrettin Dalan'lar ...

video

Marco Van Basten ...


Annem küçüklük anılarımdan bahsederken kendisini hep bir şekilde anar ; ''Oğlum sen kimdin hani küçükken?''

Dassiev'e attığı golü ben canlı izledim ki güzel bir çocukluk geçirdiğimi söylebilecek şekilde referans sayılır . Milan'ın altın yıllarında hep o vardı ve o San Siro'da gollerini atarken ben de Fındıkzade'de Lunapark'ın arkasında aynı golleri tekrarlıyordum iki taşın arasından . O çocukluk kahramanlarımızın en talihsiziydi ve o futbolu bırakırken ben de yüzümdeki sivilcelerle çocukluğa veda ediyordum . 9 numara denilince benim aklıma o gelir , Hollanda denilince jenerasyonum gereği Sarı Fare diyemem ben o derim , Milan'ı küçükken canım kadar sevdiysem onun sayesindedir . O , şimdi 56 yaşında (nereden çıkarıyorsunuz 56'yı , ne 56'sı 46, 46;) . O , 2 gün önce Mecidiyeköy'deydi . O ... O ... O ...

''Van Basten anne Van Basten . Marco Van Basten ...''

29 Mart 2010 Pazartesi

Beşiktaş Günlüğü

NİHAT : Sağ adalede yırtık. 4 hafta yok.
FERRARİ : Kasıkta yırtık. 4 hafta yok.
TABATA : Kasıkta yırtık. 6 hafta yok.
ERNST : Sol ayak bileği.
TELLO : Sol ayak bileği.
FİNK : Sol üst adalesi.
İ. TORAMAN : Sol aşil tendonu.
RÜŞTÜ : Sağ ayağında ödem.
NOBRE : Sol arka adele. 1 hafta daha yok.
RAMAZAN : Sol dizinde ödem .

Sakatı fazla olan takımların anlatılmasına istinaden gazetelerde yer alması öngörülen en yaratıcı manşet yarışmasının galibi belli oldu . Kazanan ''Beşiktaş sakata geldi'' cümlesiyle Manyellerin Ters'i . Kendisini Burak Kut'luyor Mustafa Sandal'la uğurluyoruz .

7 maç ...
7 heyecan ...
Önce küme düşmemek için direnenlerle ...
Sonra şampiyon olmak için didinenlerle ...
Ve bu kadar sakatla birlikte ...
Deplasmanlar kötü ;
Ankara , Kadıköy , Bursa ve Diyarbakır ile seyircisiz .
Asaş Stadı'na giden olmaz .
Kadıköy ve Bursa zaten malum .
İçerisi idare eder ;
Sivas , Manisa ve Trabzon .
Geçen senenin en güzel maçı İnönü'de Trabzon maçı .
Skor ; 1-1 !
Sivas'a kendi sahamızda galibiyetimiz yok tarihte .
Manisa ile bu sene iki kere karşılaştık .
Skorlar ; 1-1 , 1-2 nagalip !
Hepsi mi iddialı olmak zorundaydı ?
Lige tutunmak veya almak isteyen takımlar üst üste denk gelir mi ?
Gelir gelir . Adın Beşiktaş ise gelir ...
Bursaspor'un fikstüründe iki zor maç var .
İkisini de berabere bitirsin şampiyon .
Beşiktaş'ın 7/7 yapması zorunlu .
En kötü 6/7 yapar , kalan maçta yenilmez .
Belki bir ihtimal !
Ve bu kadar sakatla birlikte ...
Tabata , Nihat ve Ferrari .
Toraman , Tello ve Yusuf geçen senenin armadaları .
Hani ikamede hata olmaz .
Alışkanlık da va geçen seneden .
Aynı filmi mi izleyeceğiz yoksa ?
Ne güzel olur ...

Kaş ; Ferrari'den sonra sağ beke geçer gibi görünüyor .
Ekrem'in kanatta oynayacağı ,
Toraman'ın savunma göbeğine çekilmesi düşünüldüğünde .
Hani diyorum Rıdvan var , ufacık çocuk .
Kaldırı mı bu stresi bilemem .
Hani bir devre denesek ya Montaigne misali !

İstişare Heyetleri'ni izliyorum gözlerim kapalı .
Medyada haber oluyor , güzel şeyler yazıyor .
Sonuçlarını görmeden konuşmak için Ece Erken .
Demirören'in olduğu her işte bir acaba vardır .
Buna İstiklal'deki inşaatta dahil .
Her önünden geçtiğimde kulaklar çın çın .
Türkiye'nin en güzel caddesi şantiye alanı yıllardır .
Ya da daha güzel bir tabirle ;
Türkiye'nin en güzel kulübü kargaşa alanı yıllardır .
Nerden bakarsan bak .
Demirören bu , boru mu ?

Biletler ucuz
İnönü dolu .
Ne güzel ...

Galatasaray - Fenerbahçe

- Dünyanın en büyük derbisi diyorlar her yerde , gerçekten böyle mi bu ?
- Galatasaray - Fenerbahçe derbisi bırakın en büyük derbiyi , dünyada ilk 20'ye bile giremez . Ne maçlar var , ne mücadeleler , bizimkisi bu kaliteyle hiç bir şey ifade etmiyor ...

Soru bölümü bir arkadaşıma cevap bölümü ise Okay Karacan'a ait cümleler bunlar . Bundan 2 hafta önce Florya'da bir dernekte kendisiyle tanışma fırsatı buldum ve bu oyunun en güzel adamlarından birinin ağzından bu sözleri duydum . Duydum ki unutmamışım aklıma geldi dün akşam . Olmayan kalitesi , ne idüğü belirsiz mücadelesi , seyir zevkine hitap etmeyen görüntüsü ve artan (! ) marka değerinin vücut bulmasıyla da Okay Karacan abinin kulaklarını çınlattım . Herhalde dün akşam herhangi bir beklentisi olanlar 15. dakikada televizyona bakmaktan vazgeçmişlerdir . Yoksa ne gol , ne güzel bir-iki hareket , ne de pozisyon vardı . Ha gol vardı o da golse . Fenerbahçe'nin artık klasikleşen Galatasaray golleri bunlar . Galatasaray Fenerbahçe'yi en kötü halinde bulsa en fazla 1-0 yenebilirken tam tersi durumda 4-0 , 4-1 ve 6-0 sonuçlarını çok iyi hatırlıyoruz . Basiret bağlanması böyle birşey olmalı . Ben küçükken 5 sene boyunca Fenerbahçe'nin bizi ligde yenememesinin tadını o zaman çıkarırken , bedelini geçen senelerde ödeyeceiğimi bilmiyordum . Elbet istikrarlı Fenerbahçe galibiyetleri alacaktır Galatasaray , merak etmesinler denge ister istemez kurulacaktır .

Oyuna geçip kendi canımı sıkmak istemem , sadece terbiyesizliğini g.tüyle gösteren bir adama değinip bitireceğim . Lefter veya Metin Oktay nasıl olunuyor reçetesi her tribüncünün gönlünde yazılıdır . Bilen bilir . Peki Volkan Demirel nasıl olunur diye sorsam herhalde Fatih Altaylı'nın yıllardır yazılarının altındaki cümleye göz kırpmış olurum . Unutulmaması gereken ; rakibe saygı bir kupadan da önemlidir , bir sinekten de !

Not : Cennet 3 gündür alkış kıyamet . Ne mutlu böyle ölüme ve geride bıraktığı ailesine ...

Beşiktaş - Eskişehirspor

Hava güzelse ve tribünler dolmuşsa ben de otobüsün olayım Mülayim ! Özlemişiz baharı gevşedi gönül yayları . Bir maç günü hava nasıl olsun anketini 100 kişiye sorsak Erol Evgin aynen şunu derdi ; ''92 kişi Güneşli ve açık dedi'' ! Erken saatlerde semt olmuş açık hava meyhanesi , çektik bir kaldırım oturduk biramızla ve birtarafımızla sıcağa . Yanıbaşımda ise aynı yastığa baş koymaya hazırlandığım Beşiktaş ile bu gönülde at başı giden yârim . Bir maçlık numaralı biletlerimiz cebimizde uzun ip belimizde biz gideriz umuda hey umudaaa ! Bunca yıldır Federasyona ettiğim küfürlerden bir tanesini geri alıyorum , bana bu biletleri getiren arkadaşıma da buradan teşekkür ediyorum . Bekliyoruz maçı , bira sonrası maç öncesi elde plastik bardak içinde sıkışmış bir adam ; adı Jack Daniel's . Muhabbet baldan da tatlı koladan da . Lıkır lıkır içiyoruz semt kokusunu , sınıf sınıf çekiyoruz içimize Beşiktaş'ı . Hareket vakti geliyor ve arma peşindeki binlerce hikayeden biri başlıyor . Ölmeden önce yapılması gereken 100 şeyden biri ; Ağaçlı yolda İnönü Stadı'na yürümek . Sol taraf Osmanlı tarih kitaplarından fırlama , sağ taraf Atatürk'ü bol yaşasın Cumhuriyet , önümüz İnönü arkamız semt kafa güzel , muhabbet süper , her taraf kalabalık , etraf siyah beyaz , amaç belli geliyorum Beşiktaş tut elimi !

Girerken turnikeden Güner Ümit aklıma geliyor , aranıyorum . Fevzi Çakmak avuç içinde bozuk paralar hemen yanında aynı cephede . Yerimi buluyorum , burası evim ama bugünlük misafir odasında kalacağım . Odam karşıda göz kırpıyor öbür haftaya . Kadroları görüyorum Toraman'a seviniyorum . Derken maç başlıyor erken gol buluyor . Baş rolde 7 sene önce Yasin Sülün'e tekme & yumruk atan adam , günahım kadar sevmem . 0-2 ; bizim Ümit'ler Karan'lık . Penaltı mı diyorum sevdiceğimi tutmadığım elimden yazdığım mesajda ; cevap televizyon başından geliyor = penaltı . Hakeme edilen küfürlerim geriye , Büyük Mustafa önümüzde gözümüz üstünde . Sanırım 30. dakikaydı bir el-kol yapıyor mevkiler değişiyor . Sonrası baskı , dirayet , kararlılık , azim , istek ve Matrix ! Seçilmiş adam o kadar çok ki ; hepsi siyah beyaz . Karakartallar gibi saldırıyorlar . Biz zıplamaktan bağırmaktan kendimizi paralamaktan Ernst kadar yoruluyoruz , müthiş bir geri dönüş , enfes bir maç , uzun zaman unutulmayacak bir sahne . 3 tane atıyorlar bizim fiyakalı çocuklar , 33 tane kaçırıyorlar . Hele Serdar Özkan denen sonradan girme var ki ; maç eğer 3-3 bitseydi Pinhani ile birlikte dalacaktık ona ; Hele Bi Gel misali ! Parantezlerin en güzelinin öznesi Rüştü , 0-3 olmadıysa ispatladı Rüştü'nü , ben bile ilk kez sepet diye bağırmadım bağıramadım . Ses gitti , yapı paydos . İlker Yasin'e inat Yap Rüştü yap , yapma değil Avrupa ! Fink kaç pozisyona girdi karşı karşıya sayan varsa ayan beyan açıklasın , Serdar at Fink'e , Ekrem at Fink'e . Geçen hafta Kasımpaşa maçında oynamadı geri dönüşüm kutusunu boşaltılar . Bu hafta Necip'in tecrübesizliği üzerinden Mustafa Denizli'ye ince bir çalım atmıştır , anlarsa tabi Büyük Rakı ... pardon Mustafa ! Yanlış anlaşılmasın beyazlayan saçlarının her telinden öpüyorum bu adamı , her yerinden öpüyorum hatta susadım Çeşme'ye gidiyorum . Bobo ilk 11'e girdi gireli ligde 11 gole ulaştı , 11 altın adam yarışması vardı bir aralar , benim gönlümde ilk 10 adamdan 1'i kendisi . Onun gol sevinçleri üzerine sevinç gözyaşlarımla bir şeyler karalamak vardı ama kelimeler kıfayetsiz kalır maalesef . Ve sona bıraktım seni Holosko , bodozlama Holosko , bir türlü pişemeyen Holosko , en güzel sevinen ve dövünen adam Holosko ; maçı kazandıran golü ve bu gönüle yeni bir çentik attın . Ne denir ki sana koş Dünya Kupasına !

Bu maçta emeği geçen tüm kahramanlara ; Rıza Çalımbay başta olmak üzere , Rüştü'ye , Ümit Karan'dan Nihat'a , beni maça getiren taksiye , Toraman'dan Sezer'e , Sezar , Roma ve Brütüs'e , oyunu çirkinleştirmeyenlere , ayakta mücadele edenlere , Jack Abi'ye , Tekel Bayi'ye , hakem ve gözlemciye , maçtan önce yemek yediğim gözlemeciye , sevdiceğime , bir o kadar sevdiğim ve numaralıda numara yapmadan oturmamı sağlayan Altuğ , Tolga ve eşine , Doğan'a , Doğan görünümlü şahin Barış'a , kuzenim Erkin'e ve hiç görmediğim kardeşine , Kırmızı Şimşekler'e , fazla küfür etmediklerine , stadı karnaval yerine çevirdiklerine ve bu tabloyla kapalı tribünün bittiğini bana bir kez daha gösterdiklerine , sakatlanan Ferrari'ye yolda gördüğüm Porsche'ye , Karşılıksız Çek Sivok'a , hayatının ortasında hayatının ortasını yapan Deli'ye , tribünde deliren her kişiye , bize ölümsüz bir maç seyrettiren malzemecisinden yöneticisine herkese ... Teşekkürler ...