1 Ekim 2009 Perşembe

İlker Yasin Ruhsuzluğu , Rüştü'nün Pijaması , İbrahim Kaş'ın İçinden Geçenler ve Mustafa Denizli İnadı

İki akşam önce işten yorgun argın eve döndüm . Yemeğimi yiyip , giyinip hazırlandım . İçimde bir umut , onun üstünde forma ve onun da üstünde voleybolcular için 3 sene önce üretilen Beşiktaş armalı Kappa sweat-shirt . Yolculuk Fatih'e . Arkadaşım aradı , nerdesin konu başlıklı kısa bir telefon görüşmesi minvalinde . Dedim ki 15 dakikaya ordayım , orasından kastım bir meyhane . Tam 10 senedir aralıklarla ziyaret ettiğimiz , çoğunlukla Beşiktaş maçlarına şahitlik ettiğimiz bir mekan . 15 dakika göreceli , daha maça çok var ya rahatlardayım . Sonra şeytan bir dürttü inceden ; ''Ulan saat daha 19.30 , 2 saat var maça . Totemim rakı anladık da , 21.45 maç saati düşünülürse performansımın ilk yarıyı bile zor çıkaracağından tedirginim'' dememle kuşkucu akımın bayrak adamlarından Montaigne çevirdi telefon numarasını geri aramak babında . ''Abi dedim bizim maç kaçta ?'' Şaşkınlıkla karışık maç başladı be abi cümlesini duymam günün en acayip anını yarattı . Taksi şöforünü zorlamalar , sevdiceğimizi arayıp dert yanmalar ve her işte bir hayır vardır vesilesiyle ufak ufak umutlanmalar . Vardım meyhaneye , selamün aleykümden bir öncesi sağ üst köşede görünen skor incelemesi ve baştan aşağıya doğru süzülen kaynar sular . İçimdeki ümit , umut , beklenti yok oldu . Üstüne top bizim kaleciye geldiği zamanki görüntü ve bu görüntüden ''Yapma Rüştü , Etme Rüştü'' klişesini yaratan İlker Yasin sorunsalı hasıl olmasıyla birlikte maç o anda bitti . Fink yok , Ekrem ön libero , İbrahim Kaş yine sağ bek . Skor 1-0 , bundan kötü ne olabilir dedim sonra Nobre'yi gördüm Bitmesin Dertler tezahüratını maçın başında mırıldanmaya karar verdim ...


Bir kaleci neden pijama , eşortman veya eşofman giyer ki ? Başlı başına bir yazı konusu bu . Üşüyor mu desek değil zira Holosko'nun kısa kollu forması mevcut . Şort mu bulamazlar diyeceğim , evet şu andaki yönetim anlayışı bunu mümkün kılabilir . Emektar malzemeci Süreyya'ya selamlar ! Hadi giydi bu rezil şeyi diyelim , kimse uyarmaz mı Rüştü'yü ? ''Arkadaşım bu altına giydiğini artık lisede öğrenciler giymiyor . Beden dersinde miyiz lan ? Sen Barcelona'da oynamış , Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı bir-iki kalecisinden birisin . Yakışıyor mu şu yaptığın alla sen ?'' demiyor mu ? Hadi demiyor yaşından başından da mı utanmıyor bu adam ? Bu neee , bu neee ! Yıllardır kızılderili boyalarına alışmıştık ömre bedel gözlerinin altında ancak pijama , eşortman veya eşofmana biz toplum olarak alışık değiliz hacı . Bünye almıyor ne yapalım , yapma Rüştü , Etme Rüştü ... Böyle şeyler giyersen elinin altından da yersin , 7492 metreden de yersin . Zaten sen sepetsin bu sene ne zaman kaleye geçsen yiyorsun . Seni doğuran anaya lafım yok da seni oynatan hocanın kulakları çın çın ...


Rüştü Rençber'in gözümüze antiestetik kavramıyla hitap eden görüntüsü diğer duyu organımıza sirayet etmemeliydi ancak İlker Yasin'in varlığını unutmuşuz . Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim ki daha etkili olsun ; ben hayatımda bu kadar kötü bir spiker , sunucu , anlatan , yorumcu görmedim . Tüm bu kelimeleri neden kullanıyorum ? Çünki İlker Yasin hepsi olmak istiyor , olamadığını bilmiyor yine de zorluyor . Bir kanalın spor müdürü neden maç anlatır ? Bilmem kaç senelik tecrübesini ve kariyerini Türk takımlarının her Avrupa maçında nasıl tüketir ? Fenerbahçeli Halit Kıvanç neden efsane oldu ya da Galatasaraylı Orhan Boran'ı neden seviyoruz konulu paneller bile düzenlenir ama İlker Yasin artık düzelemez ! Rusya'nın soğuğu mu içine işledi yoksa o günkü donukluğu özel hayatındaki gel-gitlerin eseri mi farkedemedik . Beşiktaş 600 küsür dakika sonra Ekrem ile bir gol buluyor ancak İlker Yasin sadece 1-2 dakika sonra ''Beşiktaş 600 küsür dakikadır gol atamadı'' diyor . Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ! Yapma Rüştü'ye , Ali'ye Veli , Veli'ye Mahmut demesine alışığız da ne biçim bir ruhsuzluktur bu taaa 3000 kilometreden evimize ulaşıp bizi ekran başında çıldırtan . Cska Moskovalı mısın , Manchester Unitedlı mı ? Kız sen dünyanın neresindensin ? Hadi Holoşko'nun bile kulağı tırmalamasını geçtim de ben İlker Yasin'in nasıl maç anlattığından geçemedim . Hatemi kardeşler anlatsa daha coşkulu anlatırlardı bu maçı . Bundan eminim .


Meyhanede sigara içilmiyor . Dışarıya çıkıp kapı önünden ekranı seçmeye çalışırken ikinciyi yiyoruz . Böylece mekandaki sandalye benim kıçımı değdirmediğim zamanlarda golleri görüyor . İkisinde de dışarıda yakalanıyorum . Pijamasına saydırdığım Rüştü Rençber'in sepetleştiğini İlker Yasin'in donuk anlatımıyla duymak daha çok acı veriyor . Mustafa Denizli diyorum acaba ne yapmak istiyor ? En çok o mu biliyor , kargalar o an ne yapıyor ? Olayın vehameti İbrahim Kaş'ın organlarına zarar vermeden içinden geçen CSKA hücum oyuncusunu izlemekle bitmiyor . Bir de bunun Ekrem'den ön libero yaratma sevdası var . Olmamış , olmasını beklediği , olur dediği formsuz oyuncuları var . Orta ikiliyi bozmak , Tabata el bombasını kucaklamak , yıllık ücret adaletsizliğiyle mutsuz olanlar ve elbette sınırlı yetenekli futbolcular var . Yenilmeye tahammül edemeyen asi ruh Nouma ile birlikte çimlere gömülmüş anlıyorum da Ernst garibime olan oluyor . Adam Almanya'da October Fest.'e Eylül'de katılan biri gibi , etraf bomboş . Çünkü Ekrem sağ arka lastiği inmiş araba gibi hep sağ kanada doğru çekiyor . Hemen arkasından öyle muz ortalar geliyor ki İbrahim Kaş'tan allahlık . Bir tanesi siyah-beyazlı oyuncuyu bulsa hakem maçı durdurup madalya verecek arkadaşımıza . İsmail Köybaşı markaj görevini üstlenmiş daha doğrusu bu görev ona verilmiş . Acaba bu küçük kardeşimiz doğduğu zaman bu kavramın sona erdiğinden haberi var mıdır ? Ya da tam ifadeyle bu görevi ona veren Büyük (!) Mustafa modern futbolun nimet ablasından piyango bileti alabilmiş midir ? Yusuf Şimşek'i sanki Bank Asya'daymış gibi sahaya süren , haftalardır tek formda isim olan Serdar Özkan'ı kulübede unutan , Bobo'yu hala kazanamayan , sola İsmail'i sağa ise Rıdvan'ı hala yerleştirmek gerektiğini anlayamayan cümlelerin apaçaık öznesi Mustafa Denizli ! Ben yaptım oldu , yazarlar kargadır , en iyi ben bilirim cümlelerini başucuna asmış her sabah kalktığında 35 kere tekrarlıyor herhalde doğduğu kentin plaka numarasından hallice ! Yapmak çok zordur bozmak çok kolay . Sırada Sivok ön libero Toraman stoper denemesi olacak sanırım . Hakan Arıkan bile yemediği gollerin bedelini ödüyor kulübede !


Figer ; Mert Nobre'ye istopu öğretsin Beşiktaş taraftarı her türlü komisyonu ödemeye hazırdır . Allahım ne büyüksün ; bir insana 30 yaşından sonra gerçek kimliğini bahşedebiliyorsun . Biz kendisini Brezilyalı sanıyorduk , sonra bir-iki maçını seyrettik . Anladık ki bu kazmalıkla asla bir Brezilyalı olamaz , olsa olsa bu Türktür dedik adam sonradan Türk oldu . Kader ağlarını düzgün ördü . Siz hiç bu tür Brezilyalı gördünüz mü allahaşkına ? Kavalla türkü çalınır top istop edilmez ! Arkana geçip kafa topu almaya çalışan defans ile kafasını öne eğmiş isyanlarda Mert Nobre'nin havadaki mücadelesini görüntüleyen fotoğraflardan sıkıldım ben . Gol at gol ! Didişme , uğraşma , topla veya rakiple savaşma , çatışma gol at gol ! Bobo diyoruz aklı bir karış havada , Batuhan ortalarda yok , Nihat hala kazanılmaya çalışılıyor biz her türlü kaybederken . Ve tüm bunların sorumlusu ; nasıl ki şampiyonluktaki aslan payını verdiğimiz adam ise ; kabahatin de tek özel ismi Mustafa Denizli . Tavşanları , inatları , ısrarları , bozmaları , öngörüleri . Allahaşkına unut Çeşme'yi , bırak geçmişi ... Bozma artık geri ve orta ikiliyi . Fink - Ernst ve Ferrari - Sivok oldukça bu takımın her takımla başabaş oynar . En azından ezilmez . Ekrem ve İbrahim Kaş hiç bir zaman şu andaki yerlerinde başarılı olamayacaktır . Hatta İbrahim Kaş Beşiktaş'ta oynamaya devam ederse soyadının cümle içinde geçtiği her türlü küfürle hayatı boyu anılacaktır . Çünkü yok işte , olmuyor . Yetenek meselesi bu . İnadından vazgeç Büyük (!) Mustafa . Hem sen hem de bizleri mutlu et . Şampiyon olmana da gerek yok . Oynama , bozma , yıkma yeter ...


Beşiktaş kötü durumda . Yumurta ve tekmeleri kınarken pankart , tezahürat ve kongredeki seçimle pekişecek protestolardan yana olduğumu belirtmek istiyorum . 6 senedir daha ne bok yediğini ve değerlerin içine nasıl ettiğini bilmeyen bir adama yumurta atmak bir sonraki sabaha kahvaltıda pişkin pişkin omlet yemesinden başka bir işe yaramaz . Sağduyu daima ama bu akşam kapalıda şiddet olmadan her türlü protestoya amenna ...

1 yorum:

damacana dedi ki...

bu adamı spor müdürü, burcu esmersoy'u sunucu yapan zihniyetin ben...

ama yıldırım demirören'in başkan olma mantığıyla aynı be hocam. ülkemizde müthiş bir pişkinlik kültürü var, en başarısız insanlar en başarısız oldukları noktalarda, insanların üstüne basarak, hiçbir pişmanlık emaresi göstermeden yıllarca durabiliyorlar.

keşke murat murathanoğlu sunsaydı maçı. Türkiye'nin en başarılı spor spikeri olarak daha iyi kıvırırdı bence:

'şimdi cska hücumu...faul, faulü yapan oyuncu tomas sivok, sarı kart görüyor, onun da ilk sarı kartı, cska bir serbest atış kullanacak...evet bu dakikalarda alan savunması...'