7 Haziran 2009 Pazar

Beşiktaş ve Gözyaşı ...


Şimdi diyeceksiniz ki; şampiyonluk coşkusunun doruklara çıktığı bu günde, nereden çıktı gözyaşı. Haklısınız, ama bunu sadece Beşiktaşlı olan anlar. Çünkü Beşiktaş ve gözyaşı, Siyah’ın yanına konmuş Beyaz gibidir. Yan yana, iç içe, ayrılmaz, bölünmez, dönüşmez, karışıp renk değiştirmez.
O gözyaşıdır ki, sel olur Barbaros Bulvarı’ndan, denizin en mavisine karışır.
Yaşanılan coşkunun, duyulan hazzın, hissedilen aşkın tek ifadesi oluverir. Yapacak başka hiçbir şey yoktur da ondan. Kifayetsiz kalır bütün her şey. Yoktur, var olamaz gözyaşından gayrı.
İyi günde, kötü günde…
Canından candır ki, evladına sarılıp, bir gözünden Siyah, diğer gözünden Beyaz yaşlar süzülür. Öyle böyle değil, gürül gürül…
Öyle böyle değil, hüngür hüngür…
Öyle böyle değil, aşk ile sevda ile…
Öyle böyle değil, Mevlana’nın Tanrısı’na kavuştuğu andır bu ve gözyaşından başka ifadesi yoktur.
Başarıyı kutsamış ve bunun için her türlü çirkefliği mubah gören anlayışlara barikat kurarken, Çarşı’da İnönü’de, tek silah yüreğidir gönül vermiş insanların, mermiler ise gözyaşı.
Sonuç önemli değildir, yürürken, her adımda iz bırakmayı hedefliyorsanız eğer.
Sonuç önemli değildir, yürürken sevda şarkıları söylüyorsanız eğer.
Sonuç önemli değildir, yürürken, zulme ve ihanete nanik yapıyorsanız eğer.
Ancak hak edilmiş sonucun da tek ifadesi gözlerden süzülen yaşlar oluyor bu yüzden
Beşiktaş ve gözyaşı, Siyah’ın yanına konmuş Beyaz gibidir. Yan yana, iç içe, ayrılmaz, bölünmez, dönüşmez, karışıp renk değiştirmez.
Son düdük çaldığında, hak edilmiş sonuca ulaşıldığında, evladına sarılır Başkan. Gözyaşlarını tutamaz. Zaten yapacak başka bir şey de yoktur. Beşiktaş, evlat, aşk, Beşiktaşk.
Teknik direktörün, iki gözü, iki çeşmedir. Hak edilmiş sonuç, onu doğduğu topraklara götürür. İki gözü iki çeşme, Çeşme’ye...
Kendisini Beşiktaşlı yapan abisinin ölüm yıldönümüdür çünkü, başarının günü. Anlatır nasıl Beşiktaşlı olduğunu, abisinin ruhuna gönderme yaparak. Gözyaşından başka ifadesi olabilir mi bu duygunun?
Onurlu, gururlu, mutlu insanlar, hak edilmiş sonucun, hak edilmiş coşkusunu Dolmabahçe’de yaşarken, birbirlerine sarılıp gözyaşı döker. Ne söyleyecekler ki birbirine, sarmaş dolaş olmuşken? Hangi cümle yerini tutabilir ki, o duygunun, gözyaşından başka?
Tanıdığım, bildiğim, gördüğüm, en namuslu insanlardan biri. Adam gibi adam yani… Hak edilmiş sonucu, kendi dünyasının en büyük Beşiktaşlısı’na, kendisini Beşiktaşlı yapan babasına adarken, göz yaşlarına hakim olamaz.
Beşiktaşlı babaya, Beşiktaş selamı gönderirken, gözyaşından başka ne anlam yüklenebilir ki?
Yapacak başka bir şey yoktur. “Umarım babam da bu coşkuyu izliyordur” derken, hem ağlar, hem ağlatır. Beşiktaşlılığın ifadesi, çoğu zaman gözyaşıdır, başka da yolu yoktur o sevdayı ifade etmenin zaten.
Çünkü Beşiktaş ve gözyaşı, Siyah’ın yanına konmuş Beyaz gibidir. Yan yana, iç içe, ayrılmaz, bölünmez, dönüşmez, karışıp renk değiştirmez.
O gözyaşıdır ki, sel olur Barbaros Bulvarı’ndan, denizin en mavisine karışır.

Erdoğan Aktaş (Habertürk Genel Yayın Yönetmeni)
31/05/2009

Hiç yorum yok: